İster demokrasi olsun, ister güçlü tek adam rejimi, günümüzde pek çok ülkede giderek güçlenen bir eğilim var.
Siyasi iktidar ile ekonomik güç arasındaki mesafe daralıyor. Aile üyeleri, danışmanlar, yakın çevreler ve siyasi ağlar devlet gücüne erişim sayesinde büyük ekonomik avantajlar elde edebiliyor. Sonrasında bu ekonomik güç yeniden siyasi nüfuzu besliyor ve bir tür kapalı döngü oluşuyor.
İtalya’da ilk Berlusconi’nin Başbakanlığı dönemine görünür olan bu trend, Rusya’da Putin çevresinde oluşan ekonomik yapılardan, Çin’de Devlet Başkanı Şi’nin ordunun tepe yönetimini değiştirme hamlelerine kadar birçok örnekte hep aynı modeli gösteriyor: Güç servet yaratıyor, servet gücü koruyor.
Nitekim bugün Macaristan’da da Orban sonrası döneme ilişkin tartışmaların merkezinde yalnızca siyasi iktidarın el değiştirmesi üzerinde durulmuyor.
Asıl tartışma, Orban’ın Başbakan olduğu son onbeş yılda devlet ihalelerinden medya sektörüne, enerji yatırımlarından bankacılık sistemine kadar uzanan geniş bir ekonomik ağın nasıl şekillendiği ve olası bir iktidar değişiminde bu yapının nasıl dönüştürüleceği üzerine yoğunlaşıyor.