Son günlerde önce Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek’i sonra da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yabancılara ve yurtdışında yaşayan vatandaşlara yönelik “nasıl olursa olsun Türkiye’ye getirin ve 20 yıl hiç vergi vermeyin” mesajları vermeye itti.
Ülkenin bakanı para simsarı, ya da kurumsal olmayan banker misali para avına çıkmış durumdadır. Neden?
45-50 yıldır uygulanan sermaye programı sorunları çözmüyor, var olanları derinleştiriyor ve sürekli olarak yenilerini yaratıyor. Bu ortamda kapitalist devlet sadece simsarlığa ve gardiyanlığa soyunabiliyor.
SWAPlar, yabancı sermayeye kolaylıklar, ülkeyi bir vergi cennetine çevirecek adımlar (Şimşek’in atmayı düşündüğü adımlar), özelleştirmeler, iç ve dış borçlanmalar; tüm bunlar yapısal bir çaresizliğin ifade ediliş tarzlardır. Bir yanda açlığı doyurulamayacak sermayeye kaynakları akıt, diğer yandan da hâlâ bazı sosyal ve ekonomik işlevleri yerine getirmek zorunda olan bir devlet olmaya çalış; bu ikisi aynı anda olmuyor, olamıyor.
Bu nedenle devlet varoluşuna devam edebilmek için emekçiden hamutuyla alıp sermaye vermek zorunda kalıyor. Bu çözülemeyecek bir çelişki ama.
Bu son açıklamalar hem trajik hem de üzücü tabii ki. Koca ülke bir vergi cennetine dönüştürülmek isteniyor. Vergi cennetleri, ya da sermaye ve mülk sahipleri için güvenli cennetler, aslında genellikle küçük, zaten vergi düzenlemesi yürütemeyecek kadar küçük bir devlete sahip ada ülkeleriydi bugüne kadar.