Eray Özer: Herkes kiminle 'yol yürüdüğünün' altını çiziyor şu sıralar

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Kelime tercihlerimiz kültürel ve sosyolojik ahvalimizi de tarif ediyor.

Hangi kanalı açsam, kimin konuşmasına denk gelsem şu sıralar lafların bir yerine durmadan “bence” ve “bana göre” sıkıştırıldığını görüyorum.

Öyle böyle bir sıkıştırma değil. Noktalı virgülün yerini bu iki ifade almış.

“Bence filanca Türkiye’nin en kötü futbolcusu” diyor, örneğin bir spor yorumcusu. Bir başkası “Bana göre falanca yanlış yapıyor” diye başlıyor anlatmaya.

Yahu arkadaş, cümleyi kuran sensin, fikri beyan eden sensin, dolayısıyla laf senin ağzından çıktığından biraz söyleyeceklerinin “sence” öyle olduğunu biz biliyoruz zaten. Farkındayız yani.

İkinci takıntım ise “yol yürümek” ifadesine. Siyasette doğdu, serpildi, şimdi herkesin dilinde. “Filancayla yol yürünmez!” yahut “Falancayla yol yürünür!” Herkesin dilinde bir yol yürümektir gidiyor.

Aslında “yol yürümek” diğer ikili, “bence/bana göre” gibi değil. Masum, kaynağını solun “yoldaşlığından” alan bir ifade.

O yüzden bir sorguladım kendimi. Neden bu kadar alerjik tepki veriyorum yol yürümeye, diye.

Şu sonuca vardım: Bu kullanımların neredeyse hiçbirinde “yol” belli değil. Dert “yürümek” de değil. Asıl maksat “kiminle” yol yürüyeceğinin altını çizmek.

Yani “falancayla yol yürümeyi tercih ettim” diyene, “neden” diye sorsanız genellikle vereceği net bir cevap yok. Yani aslında yol yürümüyor o kişi, birinin peşinden gidiyor.

Eray Özer’in yazısı