Neyi tartışıyoruz? CHP’nin gelecekteki siyasetini, muhtemel tutumunu mu? AKP veya diğer siyaset aktörlerininkini mi? Hukuk anlayışını, hukukun nasıl olduğu ve nasıl olması gerektiğini mi? Hayır hayır… Hiçbirini değil. Biz sadece ama sadece şahısları tartışıyoruz.
Özellikle ve en başta üç şahsı: Erdoğan’ı, Özel’i ve Kılıçdaroğlu’nu. Kim nereye gelirse kim tekrar cumhurbaşkanı adayı olabilir; anayasayı en verimli şekilde nasıl değiştirebiliriz; kim ne yaparsa kim seçilir?..
Hayır, biz ne hukuk ne de ilke konuşuyoruz. Biz “Kim ne yaparsa kim nereye gelir?”i konuşuyoruz. Çünkü kimin nereye geleceği, elle tutulur, gözle görülür bir şey. Şahıslar da elle tutulur, gözle görülür unsurlar. Gerçi çok yüksekteyseler dokunamayabilirsiniz ama yine de somutturlar. Gerisi soyut… Durmadan yazdığım gibi bizim soyuta pek aklımız ermez.
Bakınız hukuk konuşuyor gibi konuşup hukukla ilgimizin olmayışı gibi, ideoloji konuşuyor gibi görünüp ideolojiyle de pek ilgimiz yoktur. İdeolojilerin isimlerini, yani etiketlerini fikir yerine kullanıyoruz. Bir okuyucum geçenlerde bana kızmış ve sıralamış: Irkçı, faşist, militarist, nepotist… En çok nepotiste güldüm. Devam edebilirdi: Peronist, mazohist, turist, Parkinsonist…