L. Doğan Tılıç: 'Güvenlik' denilerek girilen çatışmaların hiçbiri güvenlik getirmedi

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

İran yine, yeniden ateş aldı. Güvenlik için füzeler uçtu, silahlar patladı. Lübnan da vuruluyor. Güvenlik için!

Dünya güvenlik kavramının öne çıkarıldığı bir süreçte, barışı güç ve silahla sağlayacağını söyleyenlerce şimdiye kadar hiç olmadığı kadar güvensizlik içine atıldı!

Öyle ki, bu sürecin en önemli küresel örgütü NATO bile, kendi elebaşları tarafından sorun olarak görülmeye başlandı. NATO’nun en büyük gücünün başındaki Trump’ın NATO dünyanın ve ABD’nin güvenliği için gerekeni yapmıyor diye NATO’dan çıkmaktan söz etmesini kastediyorum.

“Güvenlik” denilerek etrafımızda yapılanlara bakmak bile, güvenliğin silahlarla sağlanamayacağını öngören bir paradigmanın kabulü için yeter veri sunuyor.

Nükleer, serbest ticaret, kısacası küresel “güvenlik” kavramlarıyla perdelenen İran’da yaşananlar da sıradan bir çatışma değil, dünyanın “güvenlik” öncelenerek ve silahla yeniden şekillendirilmesinin dışa vurumu. Bu “güvenlik” arayışı sürdükçe dünya çok daha fazla çatışmaya tanık olacak.

“Güvenlik” denilerek şimdiye kadar girilen çatışmaların hiçbiri güvenlik, demokrasi ya da barış getirmedi.

Yaşadığımız her gün ve “güvenlik” diyenlerin yol açtığı her yeni çatışma ABD hegemonyasındaki eski düzenin tükenmişliğine işaret ederken, bu işaretleri daha insancıl bir dünyanın inşası için fırsata dönüştürmeye çabalamak gerekiyor.

L. Doğan Tılıç’ın yazısı