İsmet Berkan: Ağlamamız lazım

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Ve bu isimler itirafçı olmaya zorlandı. Bir kısmı oldu, bir kısmı olmadı. Olmayanların başında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş geliyordu.

Ortaçağ hukukunu andıran bir uygulamayla 28 yaşında genç bir mühendis olan Mustafa Keleş de 11 aydır tutuklu olarak cezaevinde. Babasıyla birlikte örgüt yöneticisi olmakla suçlanıyor.

Tutukluluğunun başka sebeple, mahkemedeki yargılanmasının başka sebeple olması ve kendini yöneltilen suçlamalara karşı ilk kez 11 ay sonra savunabiliyor olması çok çarpıcı doğrusu.

O yüzden bu genç adam, gözyaşları içinde mahkemede kendini savunurken, “Koğuşumda insanların evine, arabasına sıkanlar, kardeşini bıçaklayanlar, uyuşturucu etkisiyle hiç tanımadığına saldıranlar bile benden sonra gelip tahliye oldu. Ben ne yaptım, niye hâlâ tutukluyum?” diye sordu.

Mustafa Keleş’in savunmasından sonra avukatı mahkeme heyetine seslendi, “Takdir sizin, Mustafa Keleş ya Fatih Keleş’in oğlu olduğu için tutukluluğu devam edecek ya da tahliye edilecek” dedi.

Ekrem İmamoğlu, bu savunmanın ardından pek çok sanığa yaptığı gibi çapraz sorgu için söz istedi ama bu genç adamın ağlayarak yaptığı savunmasından o kadar etkilenmişti ki, o da ağlamaya başladı…

Bana soracak olursanız milletçe bir büyük sorunumuz, böyle adaletsizliklere tanık olduğumuzda ağlamayı unutmaya başlamak.

Sahiden ağlamamız lazım.

İsmet Berkan’ın yazısı