Ayvalık'ta ikinci marinaya ihtiyaç var mı?

Ayvalık Belediyesi’nin ilçeye ikinci marina projesine Ayvalık Kent Çalışmaları Derneği karşı çıkıyor. Dernek başkanı Prof. Dr. Gülşen Özaydın, 150 Evler Mahallesi’ndeki yeni yat limanı projesinin, Ayvalık iç denizinin ekolojik dengesini bozacağını ve kıyıyı kamusal kullanıma kapatacağını söyledi. 

Aerial view of a coastal town with red-tiled roofs along a harbor and boats docked at the waterfront.
Fotoğraf: AA

Ayvalık UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor. Dernek UNESCO’nun zorunlu şartı olan yönetim planı hâlâ hazırlanmamışken marina ve başka projelerin yürütülmesini eleştiriyor.

Derneğin hazırladığı ve Kent Konseyi’ne sunduğu rapora göre yeni marina, yerel balıkçılık ve denizcilik kültürünü dışlayan ve kent hakkını ihlal eden bir müdahale. Gerçekleşmesi halinde ‘kent suçu’ işlenecek.

Raporda son yıllarda Ayvalık’ta belediyeye ait en geniş kamusal alanların AVM tarzı çarşılara, yap-işlet-devret modeli marinalara, kamu mülkiyetleri satılarak özel mülkiyet inşaat alanlarına ve plansız şekilde verilen işletme ve yapı ruhsatlarıyla halkın ve kentin yararına olmayacak şekilde dönüştürüldüğü söylendi: “Setur Marina–AVM, Sarızeybek yanında inşa edilen çarşı, Altınova kumsalına dikilen rezidanslar, Altınova eski pazar yerinin şantiye alanına dönüşmesi, Tavuk Adası’ndaki uygulamalar ve şimdi de Ayvalık Gezi Parkı’nı da içine alan ikinci marina projesi, Ayvalık’ın kamusal alanlarının birer birer elden çıkarıldığını gösteriyor. 

‘Esnafa katkı’ ve ‘istihdam yaratma’ söylemleri gerçeği yansıtmıyor. Bu tür yatırımlar yüksek gelir gruplarına hitap eder, kapatılmış tüketim alanları yaratır, yerel esnafla ekonomik etkileşim kurmaz ve küçük işletmeleri zayıflatır. Küçük balıkçıların bu alanlardan yararlanması ise ekonomik olarak mümkün değildir.”

Denizaltı ve üstünde kendi sistemi var

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir Ve Bölge Planlama Bölümü Şehircilik Anabilim Dalı öğretim üyesi olan Özaydın, konuyla ilgili Diken’in sorularını yanıtladı.

Şeffaf ve katılımcı bir süreç yürütülmediği, projeye meşruiyet kazandırılmaya çalışıldığı gerekçesiyle dernek olarak ÇED toplantısına katılmadıklarını belirten Özaydın, şunları söyledi: “Bunların göstermelik olduğunu biliyoruz. Ayrıntıları paylaşmıyorlar. Proje Ayvalık Belediyesinin. İnşaatı kimin yapacağını bilmiyoruz. Süreç açık ve şeffaf değil.”

Kentsel sit alanı ve tabiat parkı

Özaydın, Ayvalık’ın çok hassas bir noktada olduğunu belirtti: “Kentsel sit alanı ve bir tabiat parkı. 22 adası var. Cunda ve onun etrafındaki adalarla aynı zamanda bir iç deniz. 

Hem denizüstü hem de denizaltı yaşam biçimi olarak kendi ekolojik dengesini koruması gereken bir yer. Mevcut koşullarda dahi ekolojik taşıma kapasitesinin sınırlarında. Bu haliyle yetersiz kanalizasyon altyapısı, artan tekne trafiği, 
yakıt ve sintine atıkları, dip taramaları ve dolgu faaliyetleri sorun. 

Durum buyken ikinci bir marinanın yaratacağı ilave yükü, iç deniz ekosisteminin taşıyabilmesi mümkün değil.

Dolayısıyla söz konusu proje, çevresel etkiler bakımından bilinçli ve geri dönüşü olmayan bir yıkım niteliği taşıyor. Böyle bir yerde marina çok büyük tehlike.”

Kıyılar kamusal alan olmaktan çıkıyor

Kıyıların kamusal alanlar olduğunu vurgulayan Özaydın, şöyle devam etti: “Marina vatandaşın kıyıyla ilişkisini kesecek. İlk marinada bunu yaşadık. Kıyı kamunun malıyken, yap-işlet-devret modeliyle yeni bir işletme geliyor. Kamunun malı olmaktan çıkıyor. 

Öne sürüldüğü gibi marinanın kente getirisi olmaz. Küçük esnafı canlandırmaz. Yatıyla gelenler çoğu zaman marinalardaki işletmelere, AVM’ye gidiyor, bazen kente dahi inmiyorlar.”