Dünyayı bir enerji krizi bekliyor. Ve kimse bundan kaçamayacak. Özellikle Türkiye gibi enerji bağımlısı ülkeler için çok zorlu bir süreç başladı.
Kesin olan şu ki; savaş istemiyoruz. Bölgede çatışma, kaos istemiyoruz. Türkiye’nin bu ateş çemberinin dışında kalması gerekiyor. Savaşın nasıl bir yıkım yarattığını çok iyi bilen bir millet olarak hiç olmazsa bu konuda ortak bir kanaate sahibiz. Savaş başlamadan önce de zorlu günlerden geçiyorduk. Artık çok daha zorlu günler bizi bekliyor.
Enflasyonu gördünüz. Ocak ayında yüzde 4.84’tü. Şubatta yüzde 2.96’yı buldu. Eğer Orta Doğu’da savaş patlamamış olsaydı, mart ve nisan ayları için biraz iyimser olmak için mazeretimiz olabilirdi. Ancak şimdi o şansımızı kaybettik. Yani ‘mart kapıdan baktıracak’.
Sadece enflasyon mu bozulacak? Hayır… Bütçe açığı büyüyecek, borçlanma maliyetleri artacak, o çok güvendiğimiz sıcak para kendisine güvenli liman aramaya başlayacak. “Geldi, gelecek” derken “rotayı kırdı” diyeceğiz. Yüksek faizler canımızı yakmaya devam ederken iflaslar artacak, esnaf kepenk indirmeye devam edecek.
Bu arada artık dikiş tutmaz hale gelen kemer sıkma programı için Mehmet Şimşek’in daha güçlü bir mazereti oldu. Bugüne kadar “havalar bozdu”, “Ramazanda gıda fiyatları arttı” diye kendisini savunmaya çabalıyordu. Artık “Savaş kapımıza dayandı” diye başarısızlığını örtbas edebilir. Zaten şimdiden emekliye yapılacak 1.000 liralık ikramiye zammı için bile “Malum savaş var” diye açıklama yapmaya başladılar.
Artık gerisini siz düşünün.