Son haftalarda okullardaki “Ramazan etkinlikleri” üzerinden dönen tartışma, bir anda bir bildiriye, oradan da bir davaya ve sert siyasi bir polemiğe doğru evrildi. Ramazan, “Maarif’in kalbinden” çıktı, taştı; siyasal gündemin kalbine yerleşti. Tam da bu noktada “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlıklı bildiri yayımlandı; tartışma, birkaç saat içinde bambaşka bir politik kulvara geçti. Bakanlık ve Cumhur İttifakı cephesi ise bildiriyi ve bildirinin işaret ettiği eleştiriyi, doğrudan “laiklik hassasiyeti” olarak kabul etmekten ziyade başka bir yere oturttu: “Kurumsal itibara saldırı”, “hakaret”, “toplumun değerleriyle kavga” ve “laiklik arkasına saklanan eski bir refleks”.
Bildirinin çıkış noktası, Türkiye’de laiklik ilkesinin özellikle eğitim politikaları üzerinden aşındığı yönündeki değerlendirmeydi. Bununla birlikte bildirinin dilinde yer alan “gerici”, “Talibanlaştırma” ve “laikliğin altının oyulması” gibi sert nitelemeler hükümet cephesinin tepkisini çeken başlıca unsurlar arasında yer aldı. Anayasa’nın 2. maddesi laikliği devletin temel nitelikleri arasında sayarken, 24. maddesi de devletin din ve vicdan özgürlüğü karşısında tarafsızlık yükümlülüğünü çerçeveliyor. Bu anayasal mimari, kamusal eğitim alanında devletin hem din özgürlüğünü güvence altına alma hem de eğitim hizmetini herhangi bir inanç lehine yönlendirmeme yükümlülüğünü birlikte taşıdığına işaret eder.
Bakanlık ve Cumhur İttifakı cephesinden gelen açıklamaların tonuna bakıldığında, tartışmanın pedagojik veya hukuki boyutunun ötesine geçen bir söylem inşasının devreye girdiği dikkat çekiyor. Özellikle eleştirilerin “milletin değerleriyle mesafe”, “laiklik kılıfı” ya da “elit refleksi” gibi çerçeveler içinde yeniden tanımlanması, meselenin teknik bir eğitim politikası ihtilafı olarak bırakılmadığını gösteriyor. Türkiye siyasetinin son yıllarda sıkça başvurduğu mağduriyet ve temsil anlatılarıyla birlikte okunduğunda, bu söylem hattının yalnızca mevcut eleştirilere yanıt vermekle kalmayıp aynı zamanda daha geniş bir siyasal konsolidasyon zemini üretme potansiyeli taşıdığı görülüyor.
Cumhur İttifakı kendisine yönelik eleştirilerden bir mağduriyet devşirebileceğini görürse bu tartışma uzayacak da uzayacak gibi.