Maalesef günümüzde ivme kazanarak bir tarafsızlık tartışması sürdürülmektedir. Bence bu tartışma; birincisi ekonomi yaşamında, ikincisi ise toplumsal yaşamda olmak üzere çağdaş koşullara rağmen hâlâ sürmekte, hatta siyasal erk tarafından da özellikle sürdürülmeye çalışılmaktadır.
Tarafsızlığın sosyal alanda yaşanan en uç noktası da laiklik meselesidir. Laiklik hiçbir şekilde ve anlayışla din aleyhtarlığı olmayıp, tam tersi din kutsalını halkın samimi duygularını sömürerek, kendi bekası uğruna iktidarda kalma amacıyla kullanan siyasilerin elinden alan sahte sosyal zırhın panzehridir. Siyasilerin tüm dinlere ve bunlara mensup bireylere saygılı olarak, toplumun her kesimine eşit hizmet verme anlayışı ile hareket etmeleri gerekir.
Bunun yolu da, farklı dinsel kesimlere olduğu kadar, tüm dinsel olan ve olmayan kesimlere karşı adil ve yansız davranma gerekliliğidir. Günümüz toplumlarında hemen hemen her toplumda farklı din ve anlayışlardan insan toplulukları mevcuttur. İslam dini içinde de farklı mezhepler ve anlayışta kesimler vardır. Bu konuda devletin işlevi, tüm inançlara saygılı olarak, kamusal görevlerini laiklik ilkesi doğrultusunda yerine getirmek olmalıdır. Dinsel ya da inançlar açısından kendi grupları içinde çalıp oynayan bir devlet yapılanması çağdaş da değildir, laik de!