Nuray Sancar: Laiklik, 'Şeriat isteriz' seslerini dışlamayan bir boş gösteren haline getiriliyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Anayasa’da açıkça tanımlanmamış olan bu kavram eğilip bükülüyor, laiklik böylece ‘Şeriat isteriz’ seslerini, mecburi din eğitimlerini, tarikat-devlet ilişkilerini dışlamayan bir boş gösteren haline getiriliyor. Aynı çubuğu bükme hali hemen hemen evrensel özgürlük tanımlarına da uygulandı. 

Laiklik basitçe din ve devlet işlerinin devletten ayrılması, inancın kişiyle inancı arasındaki bir mesele olmasından ibarettir. Devlet hiçbir din ve mezhep için yatırım yapmaz, kişilerin inancına da müdahale etmez, tarikatların ticari ilişkiler içine girerek ekonomik ve siyasi bir güç haline girmelerine izin vermez. Türkiye’de bunların hepsi yapılıyor.

Din tanımı ve pratiği farklı sayısız tarikat içinden kayırılanlar, holdingleştirilenler, iktidarla bir tür, meşru olmayan koalisyon içine girip özel muamele görenler var. Dolayısıyla Türkiye’de gerçekte bir laiklik yok. Din inancındaki farklılıkları ortak bir devlet dininde eritmeyi amaçlayan, cumhuriyetin kuruluş dönemine kadar uzatabileceğimiz bir geçmiş zamanda da böyle bir laiklik hayata geçmedi.

Bugünkü düzeni yürüten iktidarın laiklik anlayışı; ortak paydası şeriat olan ancak şeriattan anladıkları farklı olan yapıların şimdilik ahenk içinde iş görmelerini ve devletin açtığı alanlarda palazlanırken edindikleri nemaları korumak için içeride ve dışarıda, devlet tarafından tanımlanmış düşmanlara karşı bir birleşik bir güç olarak harekete geçmelerini kolaylaştıracak bir zeminden ibaret.

Nuray Sancar’ın yazısı