Mine Ataman: Daha çok ağaç daha iyi orman anlamına gelmiyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Ülkeler ormanla­rını büyütmeye çalışırken bilim in­sanları yeni bir riski ortaya çıkardı. Natu­re Plants’de yayınla­nan yeni bir araştır­maya göre, ormanlar hızlı büyüyor ancak daha zayıf, daha ba­sit ve korunmasız­lar.

Dünya genelin­de 31 binden fazla ağaç türünü kapsayan mega bir analize gö­re, ormanlar giderek daha tek düze hale geliyor, hızlı büyüyen sprinter ağaçların hakimiyeti­ne giriyor, yavaş büyüyen uzun ömürlü türler yok oluyor. Oy­sa yavaş büyüyen türlerin odun yoğunluğu daha yüksek, kök sistemleri daha derin ve ekolo­jik performansı yüksek, orman ekosistemlerinin omurgasını oluşturuyor.

Hızlı büyüyen ağaçlar tara­fından domine edilen orman­ların direnci kırılıyor, gezegeni koruma yeteneği bozuluyor. Or­manlar sadece karbon depola­mıyor, hayvanları besliyor, yer altındaki miselyum evrenini ayakta tutup, su döngüsü ve bö­cek popülasyonunu dengeliyor.

Daha çok ağaç daha iyi orman anlamına gelmiyor. Orman yönetimleri kısa sü­rede ağaçlandırma başarısı elde etmek için okaliptüs, ka­vak ve çam türü hızlı büyüyen küçük yapraklı ağaç türlerine öncelik veriyor. Orman mü­hendisi Christian Svenning’e göre bu türler büyüseler de kuraklığa, fırtınalara, zararlı­lara ve iklimsel şoklara karşı daha savunmasızlar. Görü­nüşte orman olan alanlar, eko­lojik işlev bakımından düşük kapasiteli plantasyon sistem­lerinden başka bir şey değil.

Mine Ataman’ın yazısı