Diyarbakırlılara son süreci soruyorum. Açık konuşuyorlar: Artık düşünmekten çok somut adım bekliyorlar. Sürece dair en küçük ayrıntı bile dikkatle takip ediliyor kahvelerde, evlerde, sokakta konuşuluyor.
Süreç ‘çözüm süreci’ olarak anılsa da güvenlik önlemleri eski alışkanlıklarını tamamen terk etmiş değil. Planlanan güzergâhın tamamına izin verilmiyor, yüzlerce kişi yürürken TOMA’lar ve çevik kuvvet ekipleri korteje eşlik ediyor.
Koşuyolu Parkı’nda konuşan Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Eş Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Kürtçenin özellikle Kirmançki lehçesinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu hatırlatıyor ve “Dilimiz onurumuzdur, dilimiz varlığımızdır” diyor. Devletin sürecin gerekliliklerini yerine getirerek Kürtçeye statü tanıması ve eğitim dili olarak kabul etmesi gerektiğini vurguluyor.
Pazar gecesi Diyarbakır’dan ayrılırken bir duvar yazısı takılıyor gözüme:
“Narin için adalet, herkes için adalet…”
Sanırım bu cümle, kentin bütün ruh hâlini özetliyor. Bekleyiş var, umut var, yorgunluk var. Fakat en çok da ısrarlı bir adalet talebi var.