Şimdi Berlin’de, bizden iki yönetmen, İlker Çatak ve Emin Alper büyük ödülleri aldı. Emin Alper ‘film şeridi’ gibi bir konuşma yaptı. Tamam, onu sevmeyenler, tek filmini izlememiş olanlar; adını andığı insanlardan, halklardan hazzetmeyenler, onları ezenler veya içeri atanlar elbette hoşlanmayabilir. Ama başkaları da var. Kimine göre ‘yetersiz’miş!
Berlin Film Festivali, ‘politik konuşmalar’ üzerine engelleme girişimleri ve tartışmalarla başlamıştı.
Emin Alper, Roy’un vicdanını dillendirdi bir bakıma; Wenders’in dıngıllığının da üstünden geçip gitti.
Dünyanın, bölgemizin, ‘güzel ve yalnız ülkemiz’in ve insanlarının bugünkü durumunda, ille politik film yapmanız, ille siyasi roman-şiir-şarkı yazmanız gerekmez elbette; ama kamerayı gezdirirken, parmaklarınız klavyede gezerken, dizeleri dizerken veya bir şarkıyla bize sunarken, dünyanın ve insanlığın, insanın hallerine kör, çığlıklarına sağır, olan bitene dilsiz kalmış olmanız da hiç gerekmez.
Emin Alper o yüzden, sadece ülkenin, insanlığımızın, vicdanımızın değil, ‘evrensel vicdan ve sanat’ın da yüz akı bir konuşma yaptı. Elbette onca yer, isim, vicdansızlık, zulüm sıralarken unuttukları da vardır. Ben de saysam şimdi, kimini hatırlamayabilirim.