İktidar bloku homojen bir bütün değil, çıkarları farklılaşan sermaye fraksiyonlarından, devlet kurumlarından ve siyasi partilerden/siyasi alandan oluşuyor. İstikrar programının uygulanması hem iktidar blokunun bütünlüğünün korunmasını hem de toplumsal rızanın kazanılmasını zorlaştıran koşulları yaratıyor. Bu ise, seçim sürecindeki otoriterleşmenin güncel dinamiklerini tanımlıyor.
Mevcut gerilimin arka planında yüksek faizler ve istikrar programı var. Ancak bunun güncel bir tartışma konusu haline gelmesinde, enflasyonun bir türlü düşürülememesi etkili oldu. Enflasyon hedefinin sürekli ıskalanması ve faizlerin yüksekliği, uygulanan istikrar programının nasıl sonlandırılacağı konusundaki soru işaretlerini daha da artırdı.
Özetlediğim senaryo çeşitli boyutlarıyla detaylandırılabilir ancak böyle bir senaryonun (Şimşek’in görevden alınması senaryosunun) kısa vadede hayata geçeceğini sanmıyorum. Bu durumda, yazının girişinde özetlediğim açmazlar dahilinde düşünürsek; yani istikrar programı sürecekse ve bunun sonucunda iktidar blokunun bütünlüğünü korumak ve siyasi desteği kazanmak giderek zorlaşacaksa, geriye muhalefet üzerindeki baskıyı daha da artırmak seçeneği kalıyor.
Şimşek programı ile iktidar çevrelerinden bu programa yöneltilen eleştiriler, iki farklı sermaye fraksiyonunun öncülüğünü yaptığı iki farklı büyüme koalisyonunun pozisyonlarını yansıtıyor. Yani birbiriyle yarışan iki sermaye programı var. Muhalefetin bunlardan birine taraf olmak ya da yedeklenmek yerine başka yollar bulması gerekiyor.
Kayıtlı istihdamda son dört aydaki toplam kaybın 574 bin olduğu bir ortamda eksik olan, bu iki sermaye fraksiyonu karşısındaki emeğin programı. 2027 seçimlerini belirleyecek olan, içinden geçmekte olduğumuz sürecin temel dinamiklerini hangi kesimin daha iyi okuduğu olacak.