İhsan Çaralan: Özelleştirme, toplum yaşamının pek çok yönünü etkileyen bir uygulamadır

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Özeleştirme dendiğinde ilk olarak, kimi devlet tarafından kurulmuş kamu iktisadi kuruluşlarının (KİT) özelleştirilmesi akla gelmektedir. Ama aslında özelleştirme sadece KİT’lerin değil; eğitim, sağlık, yerel yönetim gibi pek çok kamusal hizmetin özelleştirilmesi olarak toplum yaşamının pek çok yönünü etkileyen bir uygulamadır.

1970’li yılların ortalarından itibaren başlıca kapitalist ülkelerde burjuvazi, daha önce verdiği tavizleri geri almak için harekete geçti. Neoliberal politikalar çerçevesinde ‘devletin küçültülmesi’ ve ‘kamusal harcamaların kısıtlanması’ yönünde adımlar atıldı. Bu süreçte özelleştirmeler, 1990’ların başında ilan edilen ‘yeni dünya düzeni’nin altyapısını oluşturacak dönüşümlerin temel aracı olarak kullanıldı.

Kurallı çalışmanın, sendikalaşmanın ve iş güvencesinin merkezi olan KİT’ler tasfiye edilirken; esnek çalışma, taşeronlaştırma, kalite çemberleri ve toplam kalite yönetimi gibi uygulamalar ve teknolojik adımlar atıldı. Bu sürece “kurallı çalışma” ve iş güvencesine ilişkin kazanılmış hakların ortadan kaldırılması eşlik etti.

Toplam açısından bakıldığında yeni dünya düzeninin altyapısının yenilenmesindeki amacın; işçi sınıfı mücadelesinin ve sosyalizmin dünyaya vurduğu derin damgayı silmek, gelecek kuşaklara “Bu, işçi sınıfı mücadelesinin ve sosyalizmin eseridir” denecek bir iz bırakmamak olduğunu söylemek hiç de yanlış olmaz.

İhsan Çaralan’ın yazısı