Faiz, kur, enflasyon sıralamalarında zirveye oynayan,
Eğitimde bütün evrensel ölçülerden uzaklaşan,
Akademide, bilimde, makale atfında adı geçmeyen,
En yakın tehlike olan deprem için bile çaresiz bekleyen bir ülke.
Böyle bir ortamda önce hukuk, plan, hedef ve toplumsal dayanışma gerekirken hepsini birden taca çıkarmak Türk Tipi bir yönetim; başka izahı yok. Ama Türk Tipi yönetimini tarihinde de böyle bir şey yok. Yeni bir tecrübenin tam ortasındayız.
Muhalif fikir sahipleri aynı baskıyı içeride ve dışarıda yaşıyor. Ülkenin en büyük partisi konumuna gelen CHP, -bu konuma geldiği için- kayyum tehdidi altında siyasete mecbur bırakılıyor. Çünkü, iktidarın devamı için bundan gayrı yol bulunmuyor. Problemlere odaklanmak, çözümler üretmek hukuk ve demokrasiye ihtiyacı artırıyor, hukuk ve demokrasi de iktidarın alıştığı güç kullanımını kısıtlıyor. O zaman da elinin ağır olduğu duygusunu veremiyor ve muhalefet aradan sızıyor! Seçim kazanma mekaniği riske giriyor.
Arka planda ne olup bittiğini merak etmeye ya da analize de gerek yok. Sonuçta iktidar yapabildiği herşeyi; eğer işine yarıyorsa yapmaktan geri durmayacak; muhalefet ise bu kez hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını gösterebilecekse gösterecek. Anlaması basit… Bu oyunda hak, hukuk, teamül, merhamet ya da ertesi günü düşünmeye yer yok.