Etem Karakaya: Türkiye'nin NTE stratejisini çevresel sürdürülebilirlik üzerine kurması büyük önem taşıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Kritik maden ve metaller (KMM); yeşil enerji dönüşümü, yeni teknolojiler ve ulusal güvenlik açısından hayati öneme sahip malzemeler. Tedarik zinciri açısından kesinti riski yüksek olan bu malzemeler arasında nadir toprak elementleri (NTE) önemli bir yer tutuyor. Bu nedenle 694 milyon ton ile Çin’in ardından en büyük NTE rezervinin Türkiye’de bulunduğuna dair bakanlık duyurusu, büyük bir heyecanla karşılandı ve siyasi tartışmalara konu oldu.

Dolayısıyla eğer Türkiye, NTE arz zincirinde önemli bir aktör olmak istiyorsa, sadece rezerv madenciliğine değil, bu rezervlerin rafinasyonuna ve nihai teknolojik ürüne dönüştürülmesine odaklanması gerekiyor. Bu da kritik teknoloji transferi, büyük ölçekli piyasa finansmanının sağlanması, küresel pazar erişimin güvence altına alınması gibi, Türkiye’nin tek başına başaramayacağı gereklilikleri olan, maliyetli ve meşakkatli bir süreç.

Bir diğer önemli sorun ise NTE’nin yüksek ekolojik maliyetleri. Çin’in çevresel kaygılardan feragat ederek, düşük maliyetli üretim biçimini takip etmek, büyük ekolojik felaketler doğurur ve ne jeopolitik ne de etik olarak kabul edilebilir. Türkiye’nin uluslararası işbirliği ile şekillendireceği NTE stratejisini, çevresel sürdürülebilirlik üzerine kurması büyük önem taşıyor.

Etem Karakaya’nın yazısı