Ahmet Yaşaroğlu: Ayrı taraftalar, ama Kürtlerin hakları söz konusu olduğunda derin bir bağ onları birbirine bağlıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Şimdi gözler AKP-MHP raporlarından farklı çıkması beklenmeyen komisyon raporuna çevrilmiş durumda. Saray rejimi hak ve özgürlüklere karşı kurduğu gerici, faşist barikatta en küçük bir sızıntının olmasının bile, kitlelerde demokrasi ve özgürlükler konusunda genel bir istek ve mücadelenin önünü açacağından ölesiye korkuyor. Bu korku onu mevcut statükoya adeta zincirlemiş durumda. Ama artık bahane ve gerekçelerin ardına sığınma döneminin de sonuna gelinmiş durumda. 

Bir yanda dincisinden gericisine, faşistinden şeriatçısına kadar uzanan bir iktidar cephesi var, diğer yanda ulusalcılığı milliyetçilikle boyamış, ilericiliği, demokratlığı, cumhuriyetçiliği demokratik hak ve özgürlükleri inkarın kılıfı olarak kullanan başka bir cephe var. Ayrı taraftalar, ama Kürtlerin hakları söz konusu olduğunda derin bir bağ onları birbirine bağlıyor. Birincilerin ilericilik, demokratlık, sosyalistlik gibi bir iddiaları bulunmuyor. Onlar “tekçilikten” dem vurarak gidiyorlar. İkinciler ise dış görünüşü güzel zarflarını halka uzatıyorlar. Ama bu zarfın içinde “eşit hak” yok, “özgürlük” yok, “kendi geleceğini tayin hakkı” yok.

Türk ve Kürt halkının, Türk ve Kürt işçi ve emekçilerinin önlerinde eşitliği ve demokrasiyi birlikte mücadeleleri ile kazanmak zorunda oldukları zorlu bir yol var. Bölgede çalan savaş tamtamları halkların bu ortak cephesinin kurulmasını ve onun mücadelesini daha da acilleştiriyor. Bu başarılabilirse, bu bölgenin diğer halkları için de açık bir çağrı olacaktır. Politik ve ekonomik koşullar halkların birlikte mücadelesine geniş bir zemin sunuyor. Olumsuz olarak nitelenen uluslararası koşullar ise çelişkili, çok yamalı, zayıf ve güçsüzdür. Bölge ve dünya, halkların tarihi yeniden yazacakları bir döneme gebedir.

Ahmet Yaşaroğlu’nun yazısı