Ancak, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen otoriter ortamda bir anahtar konumuna yükselen ‘Devlet Bahçeli siyaseti’ni anlama konusunda eldeki imkanlar hayli geniş. Örneğin Bahçeli’nin “İktidar ortağı değiliz” açıklamasından etkilenip bu cümle karşısında ne diyeceğini bilemeyenlere ‘koalisyon’ kavramı konusunda daha ferah düşünmeleri salık verilebilir.
‘Siyasal parti’, ‘yasama organı’, ‘yasama dokunulmazlığı’, ‘Meclis araştırması’, ‘milletvekilliği’, ‘hükümet’, ‘kararname’ gibi kavramların siyaset bilimi kitaplarındaki anlamlarından sıyrılıp başka işlevler yüklendiği, ‘torba yasa’ sayısının eşi görülmemiş düzeyde arttığı, Anayasa’nın bağlayıcılığından ve üstünlüğünden söz etmenin anlamını yitirdiği bir siyasal ortamda, Cumhur İttifakının bir ‘koalisyon’ mu yoksa ‘iktidar ortaklığı’ mı olduğuna takılmamak gerekiyor. Vali atamalarında basına sızan MHP kontenjanlarından, başta üniversiteler olmak üzere kamu kesimindeki görevlendirmelerdeki MHP etkisine kadar ortada bir ortaklık ve karşılıklı çıkara dayalı bir yol arkadaşlığı olduğu açıkça görülüyor.
Öte yandan, Bahçeli’nin herhangi bir konudaki çıkışını değerlendirirken, MHP’nin tarihsel arka planını akıldan çıkarmamak ve dönemsel rüzgarlara temkinli yaklaşmak bir diğer çözüm olarak öne çıkıyor. Bahçeli’ye yöneltilen iltifatlarda ölçüyü kaçırmamak başta olmak üzere, aradaki mesafeyi korumak, Bahçeli siyasetine her zamankinden daha temkinli yaklaşmak özellikle bu ‘tuhaf zamanlar’da kaçınılmaz olsa gerek.