Akif Beki: Meseleniz İBB'yi yıpratmak değil de çocukları korumaksa, bu yaklaşım farkı neyin nesidir?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

İBB’nin Eyüpsultan’daki bir çocuk yuvası, çocuğa şiddet ve istismar iddialarıyla gündemde.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş’ın yaklaşımı şöyle oldu:

“Bu olay, basit bir olay değil. Aileyi dinlediğimde, gerçekten dehşete düştüm. Hiçbir şekilde destek alamamışlar…”

Keşke, münferit bir olay olsaydı. Dünden bu yana maalesef farklı ihbarlar var…

Şimdi 10 yıl geriye gidelim. Karaman’da 2016’ya.

Muharrem Büyüktürk adlı bir kadrolu öğretmen, kayıt dışı yurtlarda 10 çocuğa yıllarca süren taciz, tecavüz suçlamalarıyla tutuklandı. 10 öğrencinin istismara uğradığı, hastane raporlarına yansıdı. Öğretmenlikten ihraç edildi, yargılandı, 500 yıldan fazla ceza aldı.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ramazanoğlu ise şöyle yaklaşmıştı:

“Bir kere rastlanmış olması, hizmetleriyle ön plana çıkmış bir kurumumuzu karalamak için gerekçe olamaz…”

İktidara yardımcı medya da bugünkü duyarlılığı göstermekten uzaktı. Tepkileri, dini STK’lara saldırı ve siyasi istismar olarak algılayıp savunmaya geçmişlerdi.

Bir kereden bir şey olmaz, denilip geçilemezdi. Dehşet verici olan buydu.

Şimdi Bakan Göktaş’ın çağrısına kendi payıma cevap veriyorum. İBB kreşi için de aynı tavırdayım. Ve sessiz kalmamak adına soruyorum:

Ensar Vakfı için doğru olan, İBB çocuk etkinlik merkezleri için niye doğru ve geçerli değil? Kaldı ki biri kaçak, diğeri kayıtlı.

Meseleniz, İBB’yi yıpratmak ve siyaseten yararlanmak değil de çocukları korumaksa… Bu yaklaşım farkı neyin nesidir?

Akif Beki’nin yazısı