Rıza Türmen: Sürecin başarıya ulaşması olasılığı iyice zayıflamış görünmekte

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın yayınladığı başkanlık genelgesiyle Suriye’de yaşayan bütün Kürtler’e vatandaşlık vermesi önemli bir adım. Başkanlık genelgesinde ayrıca Kürtlerin kültürel ve dil kimliğinin birleşik Suriye kimliğinin ayrılmaz bir parçası olduğu belirtilmekte. Bunun yanında genelgede Kürtçe ‘bir ulusal dil’ olarak kabul edilmekte ve Kürtlerin yoğun olduğu bölgelerde Kürtçe eğitim öngörülmekte.

Bu kararname uygulanırsa eğitim konusunda Suriye, Türkiye’den daha demokratik bir adım atmış olacak. Ancak sorunlar bununla çözümlenmiş olmuyor. Bir kere bütün bu adımlar, Ahmed Şara’nın çıkardığı bir kararnamede yer alıyor. Hiçbir anayasal güvenceye bağlanmamış. Başka bir kararnameyle iptal edilmesinin önünde bir engel yok. Ahmed Şara güvence olarak kendini gösteriyor. Ancak Suriye gibi bir ülkede Şara’nın yarın ne olacağı belli mi?

Bunlar bir yana, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi de Suriye yönetiminin üniter yurttaşlık anlayışını yansıtıyor. Kararnamedeki ‘Suriyelilerin birleşik ulusal kimliği’ bu anlayışın ifadesi. Bu bakımdan Suriye’nin Türkiye’den farkı yok.

Ne olursa olsun Rojava Kürtlerinin geleceği, eski İŞİD’lilerden oluşan, demokratik bir nitelik taşımayan, geleceği belirsizliklerle dolu bir rejimin ellerine bırakıldı. Üstelik bu Türkiye’deki iktidarın desteğiyle gerçekleşti.

Rojava Kürtleriyle Türkiye’de yaşayan Kürtler arasındaki sınır çok geçişken bir sınırdır. Rojava’da olup bitenler Türkiye Kürtlerini derinden etkiler. Türkiye’deki hükümetin desteğiyle Suriye’deki rejimin Rojava Kürtlerini kontrolü altına almasının, Türkiye’deki Kürtler ve buna bağlı olarak açılım süreci açısından sonuçları olması kaçınılmaz. Rojava’da bir çatışma çıkmasa bile, Türkiye’deki Kürt toplumunun Suriye’deki kendi akrabalarına karşı rejimi destekleyen bir iktidarla, hiçbir şey olmamış gibi süreci ortaklaşa yürütmesi ve sürecin başarıya ulaşması olasılığı iyice zayıflamış görünmekte.

Rıza Türmen’in yazısı