AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in Meclis’te CHP sıralarına dönerek söylediği şu cümle, bir anlık polemik değil, uzun süredir kurulan bir siyasi düzenin itirafıydı: “Biz garibanlardan oy alıyoruz, siz zenginlerden.”
‘Gariban’ kelimesi, yoksulluğu, yokluğu anlatır. Ama siyasetin diline girdiği anda masumiyetini kaybeder. Özlem Zengin’in cümlesi, garibanlığı bir sınıfsal durumdan çıkarıp bir siyasi kimliğe dönüştürüyor.
Bu aşamada sormak kaçınılmaz hale geliyor:
Eğer bir parti oyunu yoksulluktan alıyorsa, o yoksulluğu azaltmak mı ister, yoksa onu yönetmek mi?
Son yıllarda uygulanan ekonomik politikalar bu soruya yanıt veriyor. ‘NAS’ ısrarı, para politikasının ideolojik gerekçelerle şekillendirilmesi… Bugün bu politikaların sonuçları oldukça net: Yüksek enflasyon, eriyen gelirler ve yok olan orta sınıf.
Yoksulluk arttıkça ne oldu?
Devlete bağımlılık arttı.
Devlete bağımlılık arttıkça, sosyal yardımlar hayati hale geldi.
Yardımlar hayati hale geldikçe, siyasal sadakat üretildi.