LEVENT GÜLTEKİN
acikcenk@gmail.com / @acikcenk
Seçmen tek adam rejimine ‘dur’ dedi.
Yolsuzluk iddialarından rahatsızlığını belirtti. Dinin siyasete malzeme yapılmasına prim vermedi. Çatışmacı ‘biz-onlar’ ayrımına dayalı siyasete tepki gösterdi. “Herkes elini taşın altına koysun istikrar sürsün, ekonomi daha iyi olsun, Türkiye güçlensin” dedi.
Fakat diğer taraftan da AK Parti’den aldığı hizmetlere vefa gösterdi. Bundan dolayı yine en yüksek oyu vererek onu siyaset sahnesinde tuttu.
Halkın sandıkta söylediği sözü ortada. Ne dediği çok açık.
Koalisyondan uzaklaşmak seçmen iradesine saygısızlık
Halk bunu dedi ama kimileri başka şey söylüyor: “AK Parti ile koalisyon olmaz.”
İlkeler, değerler, ülke meselelerine barışçı çözüm etrafından bir araya gelebilirler mi, anlaşabilirler mi bilemem. Ama bildiğim şey şu: “Falanla koalisyon olmaz”, “Filan parti ile bir araya gelemeyiz” demek antidemokratik bir tutumdur. Barışçı değil, çatışmacıdır.
Hangi parti için söylenirse söylensin, böyledir. O partiye oy veren seçmenin iradesine, görüşüne saygısızlıktır. AK Parti söz konusu olduğunda, oy vermiş 20 milyon insana ayıp etmektir.
Erdoğan’ın yaptığının benzerini yapıyorsunuz
Meselenin bir yönü bu. Ama bir başka yönü daha var.
Biz Erdoğan’a ‘biz ve onlar’ ayrımı yaptığı için karşı çıkmadık mı?
Biz Erdoğan’ı toplumun bir kesiminin görüşlerine değer vermediği, saygı duymadığı için eleştirmedik mi?
Biz Erdoğan’ı her meseleye ‘zafer’ duygusuyla yaklaştığı için kınamadık mi?
Biz Erdoğan’a kavgayı, intikam almayı, hesap sormayı, çatışmayı politika olarak benimsediği için kızmadık mı?
Eee? Ne oldu şimdi? Bir benzerini siz yapıyorsunuz. Olacak şey mi bu?
Kaldı ki ‘biz ve onlar’ ayrımını, ‘Zafer kazanacağız!’ tarzını bize Erdoğan getirdi. Onun belirlediği kurallara göre oynayacağınız bir oyunda, Erdoğan’ı yeneceğinizi mi düşünüyorsunuz?
Erdoğan’ın değirmenine su taşıyorsunuz
“AK Parti ile kimse koalisyon kurmasın” deniliyor. Bunun neresi demokrasi ve barış çabalarına hizmet ediyor? Erdoğan’ın dilinden düşürmediği ‘biz ve onlar’ ayrımını beslemekten başka neye yarar?
Diğer taraftan bütün önceliğinizi aynen Erdoğan gibi zafer kazanmaya, karışışınızdakini ezmeye veriyorsunuz. “Bir an önce saraydan atılsın, yargılansın” diyor, ülkemizin içinde bulunduğu durumu görmezden geliyorsunuz.
Farkında mısınız bilmem ama mevcut tavırlarınızla Erdoğan’ın değirmenine su taşıyorsunuz. Çünkü siz, ‘biz ve onlar’ dediğinizde Erdoğan, ‘Bakın, benim şahsımda sizi yok etmek istiyorlar’ diyerek tabanını bir arada tutuyor.
AK Parti’den rahatsız seçmeni Erdoğan’ın yanına itiyorsunuz
En büyük yanlışınız şu: AK Parti, Erdoğan ve AK Parti seçmenini bir, aynı görüyorsunuz. Sanıyorsunuz ki AK Parti seçmeni Erdoğan’ı eleştirmiyor. Yolsuzluk iddialarından rahatsızlık duymuyor. Dinin siyaset malzemesi yapılmasından mahcup olmuyor.
AK Parti seçmenini tam teslimiyetçi, makarnaya tav olan insanlar olarak görmek bu ülkeyi tanımamaktır. Unutmayın ki AK Parti ne zaman ki demokrat, özgürlükçü çizgiye yöneldiyse oyunu artırdı. Ne zaman ki baskıcı ve çatışmacı bir çizgiye yöneldiyse oy kaybetti.
Elbette AK Parti seçmeni de bir bütün değil. Erdoğan’ı eleştiren de var ona razı olan da. Ülke gidişatından endişe duyan da var, bu tıkanıklığı aşmak için çabalayan da.
Fakat sizin bu hesapsız ve intikama dayalı tavrınız yüzünden AK Partililer Erdoğan’ın yanlışlarına karşı seslerini yükseltemiyorlar. Sizler ‘biz ve onlar’ dediğinizde AK Parti seçmeni ‘onlar’ın safında durmak zorunda kalıyor. Bunu göremiyor musunuz?
AK Parti içindeki gidişattan rahatsız seçmeni, Erdoğan’ın yanına itiyorsunuz.
‘Biz ve onlar’ ayrımına son vermeli
“Koalisyon kaostur” diyenlerle, “Ne olursa olsun AK Parti ile koalisyon olmaz, bizim önceliğimiz falancayı cezalandırmak” diyenler ne yazık ki aynı amaca hizmet ediyor.
Kaldı ki toplum zaten koalisyon kurmuş. Bu ülkede öyle yaşıyoruz.
Kimimizin dayısı, kimimizin babası, kimimizin amcası-halası, kimimizin kız kardeşi, kimimizin oğlu-kızı bu meclisteki partilerden birine oy verdi. Toplumdaki durum böyleyken, “Filan parti ile koalisyon olmaz” demek ‘düşman kardeşler’ politikası sürdürmektir.
Ülkemiz büyük bir uçurumun eşiğinde. Henüz bu tehlikeyi atlatmış değil.
İçinde bulunduğumuz hassas durumu görmezden gelip kişisel hırs ve intikam duygusuyla hareket ederek büyük yanlış yapıyorsunuz.
Olması gereken şey şu: Hukukun üstünlüğü, yeni bir anayasa hazırlanması, barışçı politikalara dönülmesi, yargı bağımsızlığının sağlanması, medyanın üzerindeki baskının kaldırılması gibi ilkeler etrafında bir araya gelmek… ‘Biz ve onlar’ ayrımına son vermek… Erdoğan’ın hatalarını sürdürmek istemeyen AK Partili seçmenin de desteğini alarak, gerçek anlamda demokrasi ve herkesin görüşüne saygı duyulan ortamı tesis etmek.
Esas olan, halkın gerçekte ne olup bittiğini anlayabileceği bir şeffaflığa kavuşmaktır. Bu süreci parti, ideoloji ve kişisel çıkardan uzak memleket meselesi için incelikli bir demokrasi sınavı olarak görüp ona göre tavır belirlememiz gerekiyor.
Zaten yargı bağımsızlığı sağlandığında, ülke rayına oturtulduğunda elbette hak eden cezasını bulacak. Milletin parasını çalanlar, şiddet ve baskı uygulayanlar elbette yargılanacak.
Önce yıkılan yuvamızı onaralım
Fakat içinde bulunduğumuz tehlikeyi atlatmadan hesaplaşma çağrısı yapmak daha büyük tahribatı göze almaktır. Ne için? Ülkeyi düzlüğe çıkarmadan görülecek bir hesaplaşmadan kim ne çıkar elde edecek? Önce yıkılan yuvamızı onarsak, sonra yıkanlarla mahkemeye çıksak daha iyi olmaz mı?
Kendi partilerini intikama teşvik edenler, “Filanla koalisyon olmaz” diyerek ülke yönetimini tıkayanlar, sadece kendilerine değil, tüm Türkiye’ye büyük kötülük yapıyor.
Ne yazık ki sizin bu sorumsuz, duygusal, derinliği olmayan, demokrasiden ve barıştan uzak tutumunuzun bedelini ülke olarak hepimiz ödüyoruz.