Fikret İlkiz: İddiaya karşı susma; özgürce seçilen savunma yollarından sadece birisidir

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Susmak suçun ikrarı mıdır? Susan, suçlu mudur?

Latince; Nemo tenetur se ipsum accusare…

Hiç kimse kendisini suçlamak zorunda bırakılmamalıdır.

Ceza muhakemesinde suçun ispatına dair bir ilke olan nemo tenetur hem soruşturma hem kovuşturma sürecinde geçerlidir.

Herkese tanınmış bir hak olan bu ilke; suçlamaya karşı sanığı koruyan bir imtiyazdır.

Sözün özü; yargılanan insanlar kendi ‘suçsuzluğunu’ ispatla yükümlü değildir. 

Yargıya yardım etmek zorunda değilsiniz. İddiasını ispat savcılığın yükümlülüğüdür.

İddianameye karşı mahkemede nasıl ifade vereceklerine dair karar verme hakkı sanığın özgürce kendisinin kararlaştıracağı bir ifade verme yöntemidir. İsterse, iddiaya karşı susar. Susmak, hakkıdır.

Sessizlik ve iddiaya karşı susma; özgürce seçilen savunma yollarından sadece birisidir.

Susmak, suçu kabul etmek değildir, mahkumiyete delil sayılmaz.

Özgürce hangi yöntem ve hangi tutum seçilirse seçilsin; susma hakkını kullandığı gerekçesiyle ve sustuğu için hiç kimse mahkûm edilemez.

Kısaca; nemo tenetur se ipsum accusare…

“Hiç kimse kendisini suçlamak zorunda bırakılmamalıdır” ilkesi susma hakkının sonucudur.

Fikret İlkiz’in yazısı