Entelektüellerimiz (Kendi tarihlerinden gelen bir gelenekle) güncel politik sorunlara tutkundurlar; güncel politika hakkında konuşmayı görev addederler. Burada bir sorun yok. Sorun şu ki, Türkiye’nin politik sorunları sanki (Biraz tekerleme gibi olacak ama) kavramsallaştırılamadıkları ya da teorileştirilemedikleri için çözülemiyormuş gibi, entelektüellerimiz arasında adeta bir kavramsallaştırma ve teorileştirme pandemisi yayılıyor.
Bunun yeni bir örneğini Birikim dergisi verdi. Şu anda piyasada olan (ocak-şubat 2026 tarihli) sayısını güncel bir politik meseleye, başımızdaki “rejim heyulası”nı açıklamaya vakfetmiş dergi. Güzel. Ama başımızdakini açıklayacak olan yazı başlıklarına bakın:
“Otoriter popülizmden anti-popülist otoriteryanizme”
“Rekabetçi otoriterlikten hegemonik otoriterliğe”
“Siyasal rejim ve ekstraktivizm”
“Popülizm teorilerinin Erdoğan rejim(ler)ini açıklama gücü ve bir performatif edim teorisi ihtiyacı”
Daha baştan size de, yaşadığımız kaotik gerçekliği aydınlatıcı açıklamalar ya da kaygılı toplumun kafasına üşüşmüş yığınla soruya kullanışlı cevaplar yerine, kavram ve teori şevki ile üretilmiş felsefi bir retorik, bir dilsel performans okuyacakmışsınız gibi gelmiyor mu?