Zeynep Yıldırım: Lüksün sürdürülebilirlik iddiası

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Sürdürülebilirlik bugün çevreye duyarlı tüketicinin markalardan talep ettiği bir ‘iç rahatlığıdır’. Modern tüketici tüketmek ama tüketirken de doğaya zarar vermediğine inanmak ister. Onun bu “Tüketmek istiyorum ama önce içimi rahatlat” talebi piyasada alıp-satılan bir meta olarak karşılığını bulur. Ve gitgide daha çok marka, sürdürülebilirliği ürünlerinin ‘ilave bir aksesuarı’ olarak satışa çıkarır.

Geleneksel olarak reklamlarında gösterişçiliği ve aşırılığı öne çıkaran lüks sektörü de elbette rüzgara karşı yürümez ve zamanın ruhuna uygun davranıp, sürdürülebilirlik iddiasıyla pazar payına tutunur.

Lüksün sürdürülebilirlik iddiasının bir nedeni böylelikle ana akım değerlerse, öteki son yıllarda ‘suçlarıyla’ sahneye çıkarılan ve lüks modanın kendini karşıtı olarak konumlandırdığı hızlı modadır.

Hızlı moda, hatırlanacaktır, hızla değişen trendlere yanıt vermek üzere sentetik kumaşlar gibi düşük kaliteli malzemelerin kullanıldığı ve sürekli değişen koleksiyonların ucuza ve hızla üretildiği bir iş modelidir.

Buna göre hızlı moda hızlı, kaynaklar konusunda sorumsuz, etik-dışı,sömürücü ve sürdürülemezken lüks moda bunun tam tersi yavaş, sorumlu, etik, vicdanlı, emek dostu ve sürdürülebilirdi. Dahası tüketimi teşvik etmiyor, fakat dayanıklı ürünleriyle aşırı tüketimi azaltıyordu.

Geleneksel lüks tüketimde ayrıcalığın tadı için ödenen bedel, böylelikle çevreci bir gerekçeye kavuşur: Pahalıyız, çünkü dayanıklı/sürdürülebiliriz!

Daha fazla öde, daha sürdürülebilir giysiler al!

Zeynep Yıldırım’ın yazısı