Her gün ‘şimdi sen gel bakayım operasyonları’nın yapıldığı, ya eski defterlerin ya ‘akıllı telefonlar’ın açıldığı, toplumun öyle ya da böyle bildiği isimlerin ‘bilinmedik’ yanlarının sergilendiği ülkenin ‘esastan adalet’i böyle bir şey miydi? Yüzlerce anne babanın çocukları için adalet diye feryat ettiği bir ülkede. “Enflasyon hedefi yüzde 16” diye asgari ücretin, emekli maaşının tutuklandığı, ama zamların devlet ve piyasa eliyle ‘hürriyet içinde’ yükseklerde uçtuğu ‘adalet’ gibi olmalı! Ücret, maaş tutuklu; fiyat, vergi, zam, patron devlet ‘iyi halden serbest’ ya!
TCK, yani Türk Ceza Kanunu ve adaleti böyle işlerken, yılın bir ‘sürpriz’i TDK’dan, yani Türk Dil Kurumu’ndan geldi.
TDK, beş kelime ya da kavram seçmiş, ‘yılın kelimesi-kavramı’nı bir de zaten demokratik hakları tam olan halkın oylamasına sunmuştu: “Size göre 2025 yılını en iyi karşılayan kelime-kavram hangisidir?” Adayları sunuyorum:
Dijital vicdan: Gerçek hayatta sorumluluk almayıp sosyal medyadaki paylaşım veya beğenilerle vicdanı rahatlatma eylemi.
Vicdani körlük: Birey ve toplumların ağır zulüm karşısında ahlaki duyarlılıklarını yitirerek kayıtsızlaşması.
Eylemsiz merhamet: İyi niyete rağmen duygusal farkındalık ile sorumluluk alma arasındaki boşluğu görünür kılan ifade.
Tek tipleşme: Bireylerin dil, düşünce, estetik ve mekân tercihleri açısından birbirine benzemesi durumu.
Çorak: Kısır toprak anlamındaki kelime; manevi dünyadan küresel ısınma kaynaklı susuzluğa kadar geniş kapsamlıdır.
Buyrun buradan yakın, pardon seçin!
Öncelikle söyleyeyim, bilhassa ilk dördünü birden seçerim; ‘çorak’ın tarifini de biraz daha zenginleştirip çoraklaştırarak onu da eklerim. Kutlarım TDK’yı.
Fakat TDK’nın ‘dijital vicdan, vicdani körlük, eylemsiz merhamet, tek tipleşme’ filan diye ‘2025’in karakteri’nin çözümlemesini ‘vicdanla, merhametle, körleşmemeyle, tek tipleşmeye itirazla’ yapmaya çalıştığı ülkede TCK ve uygulamaları aynı fikirde değildi ki!
‘Gerçek hayatta sorumluluk almaya’ kalkarsan, kelime TDK’dan çıkıp ‘sorumluluk’ TCK’nın eline düşüyordu. ‘Ağır zulüm karşısında ahlaki duyarlılıklarını yitirmeyip kayıtsızlaşmazsan’ TCK “Gel bakayım” diyebiliyordu: İyi niyetle, duygusal farkındalık ile sorumluluk alma arasındaki boşluk bırakmazsan, TDK’nın D’si gidip TCK’nın C’si vaziyet ediyordu. İktidardan üniversitelere, okullara, hayatın bütününe kadar ‘tek tipleştirme’ gayreti sürüyor, kıyılar, ormanlar, geçim şartları, hayat, zihinler, hak ve özgürlükler yağmalanarak ‘çorak’ her yere bulaşıyordu.
TDK’nın kelime-kavram seçimleri beni çok duygulandırdı: Vicdan körleşmemeli, iki sosyal medya mesajıyla yetinmemeli, ahlaki duyarlılık yitirilmemeli, farkındalık olmalı ama sorumluluk almalı, tek tipleşmemeli ülkenin, hayatın, tabiatın çoraklaşmasına itiraz etmeli, eylemsiz kalınmamalıydı gerçekten. 2025 öyle geçmiş olsa bile, 2026 böyle olmamalıydı.