Damla Doğan Tuncel: Uçak Arnavutluk'a gider, faturası da derdi de halka kalır

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Türkiye’de “Kaynak yok” cümlesi artık siyasi refleks.

Ne zaman sorulsa; emekliye yok.

Asgari ücretliye yok.

Öğrenciye, kiracıya, borçluya yok.

Ama konu dış politika olunca o olmayan kaynak her seferinde birden bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla Türk Hava Yolları’na ait yaklaşık 12 milyon dolarlık bir uçak, Arnavutluk’a hibe edildi.

Bir ülkeye ‘hediye’. Jest.

Üstelik bu ilk değil.

Son da olmayacağı belli.

Son yıllarda farklı ülkelere silinen borçlar, yapılan nakit hibeler, sıfır gümrükle sağlanan ticari avantajlar, sağlık hizmetleri, altyapı destekleri derken tablo kabarıyor.

Aynı dönemde Türkiye’de faiz ödemeleri trilyonları buluyor, Kur Korumalı Mevduat’a aktarılan kaynaklar tarih kitaplarına girecek boyuta ulaşıyor.

Soru basit ama rahatsız edici: Kaynak gerçekten yok mu, yoksa öncelik mi farklı?

Bir ülkede asgari ücret, daha açıklandığı gün açlık sınırının altındaysa…

Zamlı maaş daha cebe girmeden eriyorsa…

İnsanlar pazarda meyveyi tane ile alıyorsa…

Emekli de memur da “Geçinememe” paydasında birleştiyse…

O ülkede yapılan her ‘hibe’, sadece diplomatik bir jest değildir.

Aynı zamanda topluma verilen bir mesajdır.

“Sabret, idare et, katlan… Ama biz dışarıya cömert görünelim.”

Elbette devletler yardım eder.

Elbette diplomasi, bazen parayla yapılır.

Ama içerdeki tablo bu kadar ağırlaşmışken, bu hibelerin topluma anlatılabilir bir karşılığı olmak zorundadır.

Aksi halde ortaya çıkan şey şudur: Uçak Arnavutluk’a gider, faturası da derdi de halka kalır.

Damla Doğan Tuncel’in yazısı