Tuğrul Akşar: Avrupa futbolunda bir tür finansal 'apartheid sistemi' çalışıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Ortada UEFA tarafından tasarımlanmış, sistematik olarak bir tarafa hayat, diğer tarafa ise sefalet veren; beş büyük lig merkezli oluşturulmuş bu futbol örgütlenmesi acımasız olarak devam ediyor. Bu bir tesadüf değil. Aksine, bilinçli bir tercihin ve bir sistemin sonucu…Aslında Avrupa futbolunda bir tür finansal ‘apartheid sistemi’ çalışıyor. Bir yanda zenginler kulübü, diğer yanda da hayatta kalma mücadelesi veren diğerleri. Bir tarafta pastanın üzerinde çilek, ziyafet; diğer tarafta ise kırıntıyla karnını doyurmaya çalışan yoksul ligler topluluğu. Bu ülkeler rekabette geride kalmamak için de harcamaya ve daha fazla gider yapmaya mahkûm kılınmış adeta. Bunu da ancak borçlanarak yapabiliyorlar. Borçlanma ise onları uçuruma götüren bir araç durumunda…Avrupa’nın periferisi konumundaki liglerin kaderinde yoksulluk ve yoksunluk bulunuyor.

Eşitsizlik ekonomisi, kendi dinamikleri içinde zenginlerin servetlerinin artmasına neden oldu. Zengin liglerdeki servet artışı da yine, bu dönemde büyüyen ekonomik ölçek ekonomisinin bir sonucu olarak yoksulların da gelirlerinin artışına olanak sağladı. Daha az artış göstererek (damlayarak) büyüyen liglerde yoksulluk zenginliğe dönüşmedi ama gelir seviyesi de damlama ekonomisinin çalışmasıyla göreceli de olsa büyümeye yöneldi. Bu gelişime ‘damlama ekonomisi’ adı veriliyor.

Rakamlarla konuşacak olursak, daha anlaşılabilir olabiliriz.

UEFA’ya tabi 55 ülkede 740 profesyonel kulüp Avrupa futbolunda parasal gelirin yaratılmasına katkıda bulunuyor. Bu kulüplerin yarattığı gelir 2024/25 sezonu itibarıyla 39,3 milyar euro düzeyinde. Elde edilen gelirlerin 25,6 milyar euroluk kısmı (yüzde 65) beş büyük ligin (merkez liglerin) kulüplerine giderken, diğer 642 kulüp de kalan 13,7 milyar Euro’nun 8 milyar euro’sunu; yani toplam futbol gelirlerinin yüzde 20,35’ini kendi aralarında bölüşüyor.

Merkez liglerde kulüp başına ortalama 261,2 milyon euro gelir düşerken, çevre liglerde kulüp başına düşen ortalama gelir ise 12,5 milyon euro civarında.

Merkez liglere ait 98 kulüp Avrupa futbol gelirlerinin yaklaşık yüzde 60’ını alıyor. Bir diğer ifadeyle yaratılan pastanın yüzde 60’ını, kulüplerin yüzde 13’ü kendi aralarında paylaşıyorlar.

Bir diğer ifadeyle merkez lig kulüplerinin geliri çevre lig kulüp gelirlerinin 21 katına ulaşmış vaziyette.

Bu ise sürdürülebilirliğin baş düşmanıdır.

Tuğrul Akşar’ın yazısı