Haberi yazdım. Türkiye’nin gündemi altüst oldu.
Her zaman olduğu gibi önce beni linç ettiler. Yalanladılar. “İftira” dediler.
Sonra dönemin Kızılay Genel Başkanı Kerem Kınık çıktı ve haberimi doğruladı.
Ama bir parantez açarak…
“Kızılay çadır satmadı, Kızılay’ın iştiraki sattı” dedi.
Malum medya ise saatlerce, utanmadan bu skandalı aklamaya çalıştı.
Gerçek şuydu: Kızılay, depremin üçüncü günü, Ahbap Derneği’ne 46 milyon TL tutarında çadır satışı gerçekleştirmişti. Sadece Ahbap’a değil; Türk Eczacıları Birliği’ne ve çeşitli şirketlere de çadır satılmıştı.
Ayrıca iddiaya göre Kızılay, elindeki stokları ve gönderilecek yardımları cemaat, tarikat, vakıf ve derneklere yönlendirmişti.
(…)
Peki, bilirkişi ne diyor?
Evet, çadır satışı yapılmış.
Evet, yıllara yayılan satışlar listelenmiş.
Bilirkişi şirket faaliyetlerini, satışların uygun yapılıp yapılmadığını incelemiş ve raporun sonuç bölümünde şu ifadeler yer alıyor:
“Ahbap Derneği’ne çadır satışı işlemi, Kızılay Çadır ve Tekstil AŞ tarafından gerçekleştirilmiştir. Anonim şirketin dernekten ayrı bir tüzel kişiliği vardır. Bu nedenle dernek yöneticileri açısından hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.”
Devamında, çadırların bağış malı ya da emaneten teslim edilmiş mal olduğuna dair açık ve doğrudan bir tespit bulunmadığı belirtiliyor.
‘İhmal suretiyle ölüme sebebiyet verme’ yönünden ise, mevcut verilerle illiyet bağının kesin olarak kurulamayacağı ifade ediliyor.
Yani bilirkişi diyor ki: Bu mesele hukuki olarak savcılığın takdirindedir.
Yahu mevzu usulen yapılan satışın hukuka uygun olup olmadığı mevzusu mu? Minareyi çalan zaten kılıfını hazırlamış.
Çünkü mesele sadece hukuk değildir.
Bu, aynı zamanda bir vicdan meselesidir.
Türkiye Kızılay Derneği Tüzüğü incelendiğinde; derneğin kuruluş amacının, insani yardım faaliyetlerinin yürütülmesi ve afet ile olağandışı durumlarda toplumun barınma, beslenme ve sağlık gibi temel ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik faaliyetlerin yerine getirilmesi olduğu, bu yönüyle derneğin kendisine yüklenen görevleri insani yardım amaçları doğrultusunda yerine getirmek üzere yapılandırıldığı görülüyor.
Ne yazıyor BARINMA!
Depremin üçüncü gününde, insanlar soğukta, yağmurda, sokakta çadır beklerken yardım kurumu ticaret yapıyorsa, çadır satıyorsa…
Buna hangi rapor ‘normal’ diyebilir?
Bilirkişi hukuka bakmış olabilir. Ama bu toplumun hafızası ve vicdanı başka bir şey söylüyor. Çünkü Kızılay, bu ülke için sadece bir kurum değildir.