Hükümet muhtemelen bu hafta asgari ücret konusunda kararını verecek ve komisyona dikte edecek. Komisyonun özgür bir iradesi olmadığı malum. Komisyonda müzakere bile yapılmıyor. 2020 öncesinde Komisyona bir işçinin yaşam maliyeti konusunda veriler getiren TÜİK artık bunu bile yapmaya tenezzül etmiyor. TÜİK’in Komisyondaki varlık sebebi işçinin yaşam maliyetine ilişkin veriler sunmaktır. TÜİK işi o kadar keyfiliğe vardırdı ki artık işçinin yaşam maliyetini hesaplamıyor.
TÜİK kamuoyunda tartışma yaratacak verileri sunmak yerine gizlemeyi tercih ediyor. Madde fiyat listesini kararttıkları gibi işçinin yaşam maliyetine ilişkin verileri de sunmuyorlar. Böylece Komisyonun tartışma yapacağı en önemli unsur olan ‘geçim şartları’ konuşulamıyor. Bu durum Komisyonu bir süredir iyice işlevsiz bırakmıştı.
Ancak bu yıl komisyon tarihinde bir ilk yaşanıyor. İşçi tarafı masayı protesto ediyor. Bu durum asgari ücretin işçisiz saptanmasına yol açacak. Bu durum asgari ücretin zaten çok az olan meşruiyetinin iyice yok olmasına yol açacak.
Adını net koymak lazım. İşçinin protesto ettiği çekildiği bir masada şeklen bile olsa alınacak asgari ücret kararı gayrimeşru olacaktır.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu kağıt üzerinde hükümetin istediği her kararı alabilir. İşçi katılmadan on üye ile toplanabilirler. Hükümet ve işveren blokundan oluşan işçisiz komisyon teknik olarak istediği kararı alabilir.
Karar almayan ve müzakere yapmayan komisyon kararları imzaladı. Dahası komisyon üyelerinin önemli bir bölümü kararı televizyonlardan öğrendi. Teknik olarak bunların tümü mümkün. Şimdiye kadar böyle oldu zaten. Komisyon iyice göstermelik oldu. Ancak şimdi durum daha da vahim.
Ortada meşruiyetin kırıntısı kalmadı. Hükümet işçinin gelmediği masada işverenlerle kol kola asgari ücreti belirleyecek. Oysa asgari ücret işçinin meselesi. İşçi olmadan belirlenecek asgari ücretin hiçbir inandırıcılığı olmayacak. Asgari ücret saptandığı anda meşruluğunu yitirecek.