Yaşar Aydın: Türkiye yeniden 'siyasetsiz' bir sürece girmiş durumda

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Türkiye, tıpkı Ekim 2022–Mayıs 2023 döneminde olduğu gibi, yeniden ‘siyasetsiz’ bir sürece girmiş durumda.

Kürt sorunu gibi ülkenin en temel konularından biri bile önerilen bir siyaset çerçevesinde değil, yargı düzenlemeleri üzerinden tartışılarak sonuç alınmaya çalışılıyor. Konu doğru dürüst kamuoyuna açılmadan; halkın ne düşündüğü, nasıl bir çözüm istediği ya da sorunu nasıl tarif ettiği bile anlaşılmadan partiler raporlar hazırlayıp meseleyi Meclis’in, yani iktidarın insafına bırakıyor.

Bütçe görüşmeleri de benzer bir akıbete uğradı. İktidarın ekonomik ve sosyal tercihleri ile uygulamaları tartışılamadı. Bütçede ne siyaset var ne de halk.

Suriye’den asgari ücrete, yargı eliyle dizayn girişimlerinden bahis soruşturmalarına kadar ülkede konuşulan pek çok başlık aynı kaderi paylaştı. Meclis’e ve miting alanlarına sıkışmış bir siyaset, halkı bir kez daha sahadan tribünlere yönlendiriyor.

Daha önceki yıllarda benzer hatalara düşüldüğü için yapılması gerekenler aslında çok da karmaşık değil. Muhalefet; yoksulluk, işsizlik, bütçe tercihleri, kamu kaynaklarının sermayeye transferi ve demokratik çürüme arasındaki bağı sürekli ve ısrarlı bir biçimde kurmalıdır. Her skandalı “Kim yaptı?” sorusuna sıkıştırmak yerine “Neden bu düzen bunu üretiyor?” sorusuyla ele almalıdır.

Bunun için ortak bir dil, ortak talepler ve süreklilik taşıyan bir politik hat gereklidir. Siyaseti magazinden, polemikten ve kişisel ahlak tartışmalarından çekip alan; emek, adalet ve demokrasi başlıklarını merkeze koyan bir muhalefet hattı kurulmadıkça iktidarın gündem oyunları boşa düşürülemez. Gerçek siyaset, dikkat dağıtan krizleri değil, kriz üreten düzeni hedef aldığında anlam kazanır.

Yaşar Aydın’ın yazısı