Hakan Çınar: Tarım sektöründe performans, potansiyelin oldukça gerisinde

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Türkiye tarımı uzun yıllardır aynı cümlele­rin gölgesinde tartışılıyor: Potansiyelimiz yüksek, coğrafyamız çok uygun, Dünyanın sayı­lı üreticilerindeyiz. Doğru. Ancak eksik. Çünkü mesele artık potansiyel değil, performans mese­lesi halini almış durumda. Ve ne yazık ki tarım sektöründe performans, son yıllarda potansiye­lin oldukça gerisinde.

Bugün tarım, Türkiye ekonomisinin yaklaşık yüzde 6–7’sini oluşturuyor. İstihdamdaki payı hâlâ yüksek, ancak katma değeri düşük. En çar­pıcı tablo ise büyüme rakamlarında görülüyor: Ekonomi büyürken tarım daralıyor. Yani tarla­daki üretici, genel refah artışından pay alamıyor. Bu durum tesadüf değil; bence daha ziyade yapı­sal bir tercihin sonucunda gelinen nokta.

Tarımda bir diğer halkayı ihracat oluşturuyor. Türkiye tarım ihracatında 30 milyar dolar ban­dını aşmış durumda. İlk bakışta olumlu görün­se de detaylara inildiğinde tablo değişiyor. İhraç edilen ürünlerin önemli bir kısmı ham ya da dü­şük işlenmiş ürünlerden oluşuyor. Katma değer, markalaşma ve raf hâkimiyeti ise bir hayli sınır­lı. Yani biz fındığı, buğdayı, pamuğu gönderiyo­ruz; çikolatayı, makarnayı, tekstili daha pahalı­ya geri alıyoruz. 

Türkiye tarımı güçlüdür. Ama gücünü kulla­nabilmesi için artık ezber cümlelere değil, cesur politikalara ihtiyaç var.

Hakan Çınar’ın yazısı