Yargının tarafsızlığı, toplumun tamamı için gereklidir. Ancak kutuplaşmış toplumlarda yargıya güven de seçici hale gelir.
“Bizimkiler yargılanınca yargı darbe yapıyor”, “onlar yargılanınca adalet yerini buluyor” söylemi, hukuku araçsallaştırmanın en net göstergesidir.
Muhalif bir isim, kamuoyuna açık ve ikna edici hiçbir maddi delil olmadan, aylar sonra bile kim olduğu bilinmeyen gizli tanık beyanlarıyla tutuklanıyorken yargıyı bağımsız bulan gazeteci, yargıyla muhatap olan kendisi olduğunda yargının siyasallaştığından şikayet ediyor.
Oysa yargıya güven, sadece sizin tarafınız güvende olduğunda değil; karşı taraf için de adil işlediğinde anlamlıdır.
Toplumsal barışın, devlet yönetimine güvenin ve birlikte yaşama iradesinin tek gerçek temeli adalettir. Adalet, sadece “biz” için değil; “onlar” için de gerekli olduğunda anlamlıdır.
Unutmayalım, sadece bir kesimin yararına çalışan adalet, gerçek bir adalet değil, yalnızca “geçici” bir ayrıcalıktır.