Bir ülkede hukuk ve demokrasinin eksikliği varsa popülizmden başka program da işlemez. Şimdi üzerine bir serbest siyasi rekabet eksikliğini ekleyince, tam oldu! Bu durumda ekonomi de tıpkı yargı, eğitim, dış politika, tarım ve teknoloji politikaları gibi basitleşir, sıradanlaşır.
Güçlü hedefler, sistematik yol haritaları ve koordinasyona ihtiyaç kalmaz. Sanılanın aksine devleti idare etmek çok kolaylaşır. Zira, sadece bir konuya dikkat etmek yeterli hale gelir: Önce toplumu seçmen olarak tanımlayıp, ardından da o seçmenin gittikçe azalan beklentilerini idare etmek!
Daha iyi bir hayat, daha iyi bir eğitim, daha güvenli bir gelecek ve ehliyete dayalı bir sistem kurmak meşakkatlidir. Böylesi, demokrasi, hukuk, ifade hürriyeti, denetim, şeffaflık, hesap verebilirlik, liyakat vesaire gerektirir. Bütün bunları yaparsanız insanların refahı artar, geliri yükselir, enflasyon düşer ve doğal olarak sene sonunda asgari ücretin kaç lira olacağını merak etmezler.
Emekli maaşını da pek dert etmezler. Yani, işler normal bir ekonomide ve normal şekilde yönetilen bir ülkede olduğu gibi yoluna girer… Ama o zaman popülizm işe yaramaz. Çünkü, aza rıza göstermeyen, her yıl biraz daha azıyla yetinmeyi bilmeyen toplumdan iyi “seçmen” de olmaz!..