Dikkat çeken husus bu “entegrasyon” kavramını Öcalan ve DEM’in Türkiye için de kullanmalarıdır. “Demokratik entegrasyon” diyorlar.
Meclis’teki Komisyon’a sunulmak üzere dün açıklanan DEM raporunda da “Demokratik entegrasyon ve geçiş dönemi yasalarının hayata geçirilmesi” talep ediliyor.
“Entegrasyon”u ne anlamda kullanıyor?
Ben “entegrasyon”dan bütünleşmeyi, kaynaşmayı anlarım. Türkiye bunu büyük çapta başarmış, bütün kimlikler eşit iç içe geçmiştir. Sorun, demokrasinin gerektirdiği özgürlüklerdeki eksikliktir.
Fakat Öcalan ve örgütleri böyle bakmıyor. “Entegrasyon” kavramını, ayrı parçaların birbirine eklemlenmesi şeklinde anlıyorlar, bunun siyasetini yapıyorlar.
Türkiye’de “entegrasyon yasaları” ile “parçalar” nasıl oluşturulacak, sonra nasıl “entegre” olacak?!!
Bu, Türkiye gerçeğine taban tabana zıt, ütopik, zorlayıcı ve tehlikeli bir projedir.
Meseleye, modern hukukun özgürlükler kavramı açısından bakılmalıdır.
Orwel’in 1984’te yazdığı gibi, Öcalan’ın da kritik kavramlara geneldekinden farklı hatta zıddı ‘özel’ anlamlar vermesi, süreci sıkıntıya sokar. Buna meydan vermemek için Öcalan kavramlara açıklık getirmeli.