Uğur Batı: İnternet üzerinden mesajlaşma, yüzeysel ve uçucu bir karakter taşıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Anında haberleşmenin büyüsü­ne kapılmamak çok zor. Fakat aynı ortamda bulunan iki arkadaşın iki farklı cihaz kullanarak başkaları ile yazışmaları ve birbirleri ile ileti­şim kurmaya gerek bile görmeme­leri, bugün kafelerde ve toplu yer­lerde sıklıkla gördüğümüz bir ga­rabet. 

İnternet üzerinden mesajlaşma, bedensel işaretlerden büyük oran­da yoksun olduğundan yüzeysel ve uçucu bir karakter taşıyor. Bu yüz­den ‘duygusal açıdan’ düşük risk taşıyor ve beynimizin çok düşük bir faaliyet düzeyinde çalışması, böyle bir iletişim için yeterli olu­yor.

Fakat bu tarz bir iletişime ağır­lık vermeye başladığımızda özel­likle gençlerde, bedensel sinyalleri ve beden dilini okumak konusun­daki becerilerde hızla bir gerileme görülüyor. Bu da gerçek sosyal iliş­kilerde başarısızlık ve tatminsiz­likle birlikte sanal iletişimin daha çok tercih edilmesine neden ola­biliyor.

Instagram hesabınıza girdi­ğinizde sayfanın üst kısmındaki kırmızı renkli bildirimler sizi he­yecanlandırır mı? Bilimsel çalış­malar böyle olduğunu gösteriyor. Birçok bağımlılığın altında, bey­nin ön kısmında bulunan akkum­bens çekirdeği ve hipotalamus ara­sındaki dopamin salgılayan hücre­lerin büyük rolü var. Keyif ve ödül duygusu hissedildiğinde bu oluyor tabii. Salgılanan dopamin, bu sal­gıya neden olan fiilin daha çok iş­lenmesini sağlamak üzere insanı o etkene bağımlı hale getirebiliyor.

Dijital dünyanın uzun dönemde zihnimizin işleyişine nasıl bir et­ki yapacağını henüz çok iyi bilemi­yoruz. Zira ‘dijital dünyaya doğan’ çocuklar henüz gençlik dönemle­rindeler. Fakat beynimizin ve zi­hin çalışma sistemlerimizin bu di­jital dünyaya uyum sağlamak üzere sürekli bir değişim geçirmesi ka­çınılmaz.

Uğur Batı’nın yazısı