Herkesin birbirine muhtaç olduğu şehirlerde yaşadığımız halde, linç/iptal kültürü hızla yaygınlaşıyor.
Bunun sebeplerinin en başında ‘mesleksizlik’ var.
Pek çok insanımız, vasıflı olmadığı için toplumsal hayata uzmanlığıyla dâhil olamıyor.
Bilgisi, tecrübesi, becerisi sayesinde değil, intisap ettiği grup ya da liderin lütfedip himaye etmesi sayesinde toplumsal hayatta kendine yer bulabiliyor.
Güçlü bir grubun koruması ve sağladığı avantajlar olmazsa hayatta kalamayacağından korkuyor.
O yüzden de kendisini cemaatinin, örgütünün, partisinin linçlerine katılmaya mecbur hissediyor.
Birey olmaktan çıkıp örgüt fedailerine dönüşenlerden, örgüte sadakatlerini her gün yeniden ispatlamaları bekleniyor.
Bunun da yolu, grubun dost ilan ettiklerine dost, düşman ilan ettiklerine sorgusuz sualsiz düşman olup linç partilerine aşkla ve şevkle katılmak!
İşte bu da linç kültürünü, ilkel kabilecilik reflekslerini besliyor.
Dijital meydanlarda kurulan bu sanal darağaçları, bugün ‘ötekini’ cezalandırıyor gibi görünse de aslında geleceğimizi ipe çekiyor.
Bu ‘anomi’ yani kuralsızlık döneminde kaybolmamak için sığındığımız kabileler, bizi medeniyetten uzaklaştırıyor.
Kabileye geri dönüş, güvenli bir liman gibi görünebilir; ama o limanda bizi ‘mekanik’ ya da ‘organik’ bir dayanışma değil, çatışmalarla kendini tüketmiş bir medeniyetin ‘kaotik’ enkazı bekliyor.