Halil Kağan Öyken: Ücret politikası bir kriz yönetimi değil, kurumsal bir inşa süreci gibi düşünülmelidir

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Sürdürülen kamu ücret politikasının en kritik noktası, düzenlemelerin anlık kriz söndürme gibi bir amaçla yapılmamasıdır. Çünkü her meslek grubuna ayrı ayrı pansuman yapmak, sistemi düzeltmek yerine daha da karmaşık hale getiriyor. Oysa bütünsel bir ücret politikası, kim ne kadar ücret alsın tartışmasını kişisel taleplerin ötesine taşır.

Devletin ihtiyaç duyduğu yetkinlikleri, sorumluluk alanlarını ve kurumlar arası dengeyi esas alır. Böyle bir model, hem çalışan memnuniyetini artırır hem de kamuya uzun vadeli planlama imkânı sağlar. Ücret politikası bir kriz yönetimi değil, kurumsal bir inşa süreci gibi düşünülmelidir.

Ancak kamuda ücret politikası, yıllardır sanki bir mayın tarlası. Her meslek grubu doğal olarak kendi mali durumlarını düzeltmek istiyor. Sendikalar, üyeleri için çalışıyor. Her biri, bu defa; Resmi Gazetede kendi düzenlemesini görmeyi hedefliyor.

Hâlbuki geçmişten bu yana neredeyse personel politikası haline gelen seçici zam uygulaması yerine nesnel ölçütlere göre meslekler için belirlenen ücretlerin aynı oranla artırılması adil bir yol olacaktır. O zaman nesnel ölçütleri nasıl belirleyeceğiz, sorusunu yanıtlamamız gerekecek. Kamu, meslekler için ücret belirlerken; özel sektör için de bir çıpa attığının farkında olmalıdır.

Ücret belirlemede hangi unsurların rol oynayacağı nesnel olarak ortaya konulmalıdır.

Halil Kağan Öyken’in yazısı