Mehmet Öğütçü: 90'lı yaşlar artık bir istisna değil, iyi yaşanmış bir hayatın doğal devamı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Çağdaş tıp; kaza, afet, pandemi gibi dışsal riskler devre dışı bırakıldığında, doğal insan ömrünün 100–105 yıl aralığında seyrettiğini düşünüyor

Bu sınırı belirleyen üç temel biyolojik gösterge var:

1. Damar yaşı

En kritik belirleyici. Damarlar gençse organlar da genç kalır.

2. Kas kütlesi

“Kas uzun ömrün sigortasıdır.”

Kas kaybı hızlandıkça hastalık riski artar; korunması ömrü uzatır.

3. Enflamasyon (iltihap seviyesi)

CRP seviyesi düşük olan bireyler istatistiksel olarak daha uzun yaşıyor.

Sigara içmeyen, sağlıklı beslenen, düzenli yürüyen, zihinsel olarak her gün üretmeye devam eden birinin biyolojisi, 60’lı yaşlarda bile çoğu zaman 50’li yılların seviyesinde işliyor.

Bir başka deyişle:

Benim kuşağım için gerçek yaşlılık 85’ten sonra başlıyor.

90’lı yaşlar ise artık bir istisna değil; iyi yaşanmış bir hayatın doğal devamı.

Elbette bütün bu hesaplar yalnızca sürenin kendisine ilişkin.

Çünkü bir noktadan sonra mesele kaç yıl yaşadığınız değil, bu yılları nasıl yaşadığınız oluyor.

Yatağa bağlı, hareket kabiliyetini yitirmiş, hafızası aşınmış, seyahat edemeyen bir hayatın uzunluğu ne kadar anlamlı olabilir?

Tıbbın da yeni kabulü bu zaten: Önemli olan yaşam süresi değil, sağlıklı yaşam süresi.

Mehmet Öğütçü’nün yazısı