Hans Christian Andersen, meşhur ‘Kral Çıplak’ masalını bugün Türkiye’de yazsaydı, masalın sonu muhtemelen Çağlayan Adliyesinde biterdi. Çünkü bu coğrafyada ‘Kral Çıplak’ diyen çocuklar ters kelepçeyle gözaltına alınıyorlar. Ortalık pek tekin değil, Bakan Tekin’e “Tekin çıplak deMESEMiydik?” diyenler derdest edildiler. Durun bakalım, bu yazı da bir turnusol kâğıdı olacak: Bakanın tekini eleştirmek için miting yapmak suçmuş öğrendik; bu konuda yazmak, bakanı anayasal hakkını kullanarak sarakaya almak da suç mu değil mi hafta içi öğreniriz?
TİP’li gençler neden tutuklandı? İddianameye göre suç: ‘mala zarar verme’ ve ‘mukavemet’. Peki, gençler hangi mala zarar verdiler? Hoş, Tekin’e temas eden de olmamıştı. Sunum kumandasına mı, kürsüye mi, salondaki koltuklara mı? Hayır. Geçler mala değil bakanın tekinin kerameti kendinden menkul o dokunulmaz! erişilmez! o… (aman ya savcılarla uğraşasım hiç yok) o ‘muhteşem’ o ‘mükemmel’ (!) o, o… işte o karizmasına zarar verdiler.
Gençlerin ‘Çocukların Kanı Elinizde’ pankartı, Bakanlığın da vitrinini tuzla buz etti. Asıl ‘cana zarar verenler’, çocukları pres makinelerinde ezen düzenin sahipleriyken; yargı, bu cinayetleri ifşa eden gençlere suçlu muamelesi yaptı.
Sayın Bakan, deMESEM aklımda kalacak, ‘mala zarar verme’ suçunu arıyorsan, bırak benim pırıl pırıl çocuklarımı, öğrencilerimi; sorumluluğundaki çocukların bedenlerini bir ‘mal’ bir ‘demirbaş’ gibi gören sanayi tezgahlarına bak. Ha, unutmadan, ‘politik dispepsi’ ciddi bir sorun, allasen bir mütehassısa görünmeyi de ihmal etme ya da kısa yoldan bir Omeprazole falan al.