Aydemir Güler: Süreç ıssız bir araziye terk edildi

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Meğer, değil Öcalan’ın Meclis kürsüsünden konuşması, TBMM’den birkaç kişinin kapalı kapılar ardında, kayıt almadan, fotoğraf çektirmeden, görüşme bilgisinin de üstüne yatmak üzere Adaya gitmesi bile, Türkiye’nin dokularına uymuyormuş! Bu noktada toplumsal ortalamanın doğru mu yanlış mı olduğunun bir önemi bulunmuyor. Potansiyel tepki, bugünkü siyasi iktidarın çevresinden dolanamayacağı bir gerçekliktir; önemli olan budur. “Ben gittim, o gitti” falan derken arabanın bir tekeri yoldan çıktı!

Arkasında koskoca emperyalist sistemin durduğu, onca propagandisti, ajitatörü bulunan bir süreç, ancak bu kadar kötü yönetilebilirdi. Ama sorun bir teknik hatayla, yeterince cesur davranamamakla falan açıklanamaz. Mesele Öcalan’ın sözleri de dahil olmak üzere sürecin bütününe yüklenen içeriğin üstündeki örtünün kaldırılamayacak olmasıdır. 

Bu örtüyü kaldıramazlar, çünkü kurgu mantıksal olarak, tam da ABD’nin sömürge valisi kılıklı elçisinin söylediği gibi, bölgemizde tarihin saatini geriye sarmaya gitmektedir.

Sürecin ilerletilebilmesi için denenebilecek tek şey, örtüyü kaldırmak, baştan çıkartıcı renklere boyanmış sahte doğruları -kuşkusuz diğer elde sopa- memleketin üstüne boca etmek. Başka yol yok. Ancak bunun tutacağına AKP’de kimse güvenememiş olsa gerek, süreç ıssız bir araziye terk edildi. Son haftalarda olan budur.

Şimdi Öcalan’ın özgürlüğü, PKK kadrolarına güvence ve Anayasal düzenleme talepleri perdenin arkasından sahnenin ortasına taşınmış bulunuyor. Süreç adının tersine çözümsüzlük üretiyor.

Aydemir Güler’in yazısı