Fikret İlkiz: Yargının araçsallaştırılması toplumsal gerçekliğe dönüşmüştür

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Yargı; devletin yükümlülüklerine uymayan kararlarıyla insan haklarının ihlaline neden oluyor ve böylece ulusalüstü sözleşmelere ve Anayasa’ya uymuyor.

Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını uygulamamak ve tanımamak yoluyla herkese “Hukuk bitmiştir” dedirtiyor.

Artık yargının araçsallaştırılması varsayım olmaktan öte hukuka, adalete ve yargıya güvenini yitirmiş bir toplumda toplumsal gerçekliğe dönüşmüştür.

Neden olduğunu örnekleriyle dile getirelim…

Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ hakkında bugün veya yarın yargının tahliye kararı vermesi bekleniyor. Ama bugünler bitmiyor, yarınlar gelmiyor…

Devlet bir türlü ‘hak ihlalini’ kabul etmiyor. AİHM kararını tanımıyor ve uymuyor.

Sorun sadece özgürlük sorunu değil. Gözüktüğünden daha derin bir sorunun tam ortasındayız.

Devlet siyasal sınırlar içinde kalmak ve sınırlarını bilmekle yükümlüdür. Unutmamalıdır!

Devletin siyasal gücünün sınırlandırıldığını bilen bir devlet olmalıdır.

Bu bile yetmez. Gerçek demokrasiye inanan ve uygulayan devlet olmak zorundadır.

Siyasal gücü elinde tutan iktidarı; insan hakları, hukuk, adalet ve demokrasi sınırlar.

Bir devlete, topluluğa veya kişiye; insan hak ve özgürlüklerin yok edilmesi veya öngörülmüş olandan daha geniş ölçüde sınırlandırılmaları amaçlayan bir etkinliğe girişme ya da eylemde bulunma hakkı vermediğine göre, yargı araçsallaştırılamaz.

Fikret İlkiz’in yazısı