Didem Eryar Ünlü: Türkiye, su stresi sınırında

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Dünya artık suyu yalnızca bir doğal kaynak değil, jeopolitik bir güç, ekonomik bir kaldıraç ve yaşamın en kritik sigortası olarak görüyor. Birleşmiş Milletler ve Dünya Bankası’nın uyarıları çok net: Dünya nüfusunun üçte ikisi ‘su stresi’ altında yaşıyor. 

Türkiye Sigorta’nın Ekonomik Araştırmalar Müdürlüğü’nün yayımladığı ‘Su Raporu’, tam da bu dönemde stratejik bir gerçeği yeniden hatırlatıyor: Türkiye, su stresi sınırında. Kişi başına düşen yıllık yenilenebilir su miktarımız bin 400 metreküpe kadar geriledi. Bu, su zengini olmak şöyle dursun; susuzlukla yüzleşme eşiğinde olduğumuz anlamına geliyor.

Su Raporu’na göre Türkiye’de toplam su tüketiminin yüzde 70’i tarımda gerçekleşiyor. Ancak bu tüketimin önemli bir bölümü, su verimliliği düşük ürünlere gidiyor. Bir başka gerçek: İklim değişikliği yağış rejimini bozuyor, 1900’den bu yana su kaynaklarımız yüzde 20 azaldı.

İlerleyen yıllarda ek yüzde 10–40 düşüş bekleniyor. Su yönetimi artık yalnızca teknik bir mesele değil; gıda güvenliğinin, enerji planlamasının ve ekonomik istikrarın en kritik bileşeni.

Doğalgazdan termik santrallere, hatta güneş ve rüzgâr dışındaki birçok enerji üretim yöntemi suya bağımlı. Bir de yeni ve sessiz bir risk kapıda: Yapay zekâ…

Didem Eryar Ünlü’nün yazısı