‘Adalet’, Fransız Devrimi’nin meşhur bileşenleri özgürlük, eşitlik ve kardeşlik (Liberté, Égalité, Fraternité) arasında kendine yer bulamamıştır.
Bu durum tesadüf değil bilinçli bir tercihtir ve devrimin ruhuyla doğrudan ilgilidir.
Ne yazık ki bu tercih, tarihin en kanlı terör dönemlerinden birini üretmiştir.
Devrimin sloganlarına ‘adalet’ eklenmedi, çünkü devrimciler adaleti özgürlük ve eşitliğin doğal sonucu olarak görüyorlardı.
Onlara göre eski rejimin adaleti sahteydi, yeni rejimin adaleti ise özgürlük, eşitlik ve kardeşlik üçlüsünden doğacaktı; bunlar gerçekleştiğinde, adalet kendiliğinden tesis edilmiş olacaktı.
Ayrıca ‘adalet’ kavramı, Robespierre gibi Jakobenler için bile fazla soyut ve eski rejim kokan bir kelimeydi.
Fraternité ifadesi, 1793-1794 Terör döneminde, özellikle Robespierre ve Jakobenlerin en radikal zamanında “Fraternité ou la Mort” olarak değiştirildi. Anlamı şuydu: “Kardeşlik ya da ölüm.”
“Fraternité ou la Mort” şu mesajı veriyordu: “Bu devrimin adaleti yok. Sadece tarafları var: bizimle kardeş olanlar ve ölecek olanlar.”
Fakat aşkla şevkle bu sloganları atanların pek çoğu, ‘kendi kardeşlerinin giyotininde’ can verdi!
Çok sayıda insanın hayatına mal olan bu kanlı tecrübeden çıkaracağımız ders şu:
Adalet yoksa, kardeşlik bağı da dahil hiçbir bağ gerçek değildir.