Milli Eğitim Bakanının susma hakkı da olur mu, onu bilemiyorum, ancak her konuşmasında bir eksiklik, yanlışlık, başarısızlık itirafı geliyor. J. J. Rousseau gibi bir ‘İtiraflar’ kitabı yazsa da -yaptıklarını yazsa yeter- hangi yanlışların yapılmayacağını görebilsek.
Bakan Tekin’in son itirafı ara tatillerle ilgili, Mardin’de gazetecilere yaptığı açıklamada şöyle diyor: “Çocuk tatil sonrasında tekrar okula gitmek istemiyor. Yine, öğretmenlerimiz ‘Ara tatil sonrası çocuğun okula adaptasyonu zor oluyor’ diyor. Bu konuda iki yıldır, analiz yapıyoruz. Bu yıl da yapacağız. Ondan sonra değerlendireceğiz”.
Ara tatil konusunda görüşüne en az başvurulan kesim öğrenciler. Öğrenciler ne düşünüyor ve bu süreçten nasıl etkileniyor, bunun ciddi araştırmalarla ortaya koyulması gerekiyor.
Ara tatillerin çocuğa ve aileye etkisi de sınıfsal/ sosyoekonomik düzeyine bağlı bulunuyor maalesef. Varlıklı kesimler için ara tatiller tatil ve çok farklı etkinlikler için fırsat sağlıyor olabilir. Ama fakir çocuk evde sıkışıyor, hatta işe gitmek zorunda kalabiliyor, özellikle de kadın öğrenciler için işler daha da zorlaşıyor.
Yani ara tatiller de sınıfsal maalesef; okullar arası, iller arası, sınıflar arası farklar olduğu görülüyor.
Sorun ara tatilde değil daha ötesi yaz tatili de dahil şehirlerimizin yaşamaya öğrenmeye uygun olmamasında. Daha büyük politikalara ihtiyaç var. Çalışan ailelere, yoksullara çok daha fazla olanak sunulması gerekiyor. Sorun çok daha makro politikalarda.
Bakanlığın açıklaması da aslında sorunun makro yönünün itirafı durumunda. Yani insani toplumsal hiçbir boyutta gerekli asgarileri sağlamıyoruz itirafı. Yaşanabilir şehirler oluşturamadık itirafı. Sınıfsal zümrevi ayrışmaları daha da derinleştirdik itirafı. Çalışana sahip çıkmıyoruz, özlüklerini sağlamıyoruz itirafı.