Evet Fatih Altaylı’ya verilen 4.2 yıllık mahkûmiyet kararı, sözlerinde açık bir tehdit asla olmayan ve doğrudan cumhurbaşkanını hedef almayan, ana fikri Türk halkının seçimlerde oy kullanmayı artık çok sevdiği ve bundan asla vazgeçmeyeceği idi.
Sıradan bir hakaret soruşturması değil. Olağanüstü bir rejimde olağandışı yetkilerle donatılmış bir mahkemenin bile vermekte akıl edemeyeceği bir ceza.
Avukatının ne söylediğini bilmiyorum ama mahkeme mesela Saray’a da sorabilirdi, bir tehdit hissettiniz mi diye.
Tabii ki sorulmaz, savcılık resen kamu davası açıyor. Bu tutumuyla da kendiliğinden cumhurbaşkanına ‘dokunulmazlık zırhı’ hediye ediyor.
Saray’da ve AKP’de bu karardan rahatsız olan kimse var mıdır bilmiyorum.
İktidar cephesinden bile “Bu kadar olmaz” denebilecek bir kararla yüz yüzeyiz.
Farkındayız, adım adım medyaya karşı tırmandırılan mahkûmiyet ve TV’lere el koyma ve içi boşaltılarak sıradanlaştırma politikaları, seçim süreci ilerledikçe medyaya karşı daha yüksek baskılar gelecek beklentilerine uygun gelişiyor.