Koray R. Yılmaz: 'Geçinemiyoruz' diyenlerin sesi, etkisi mitinglere katılanları çok çok aşan bir varoluşsal sıkışmanın ifadesi

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Cumartesi günü Samsun’da KESK’in organize ettiği “Geçinemiyoruz” mitingindeydim. 

Her ne kadar “Geçinemiyoruz” büyük oranda ekonomik çağrışımlara sahip görünüyorsa da bu söz bize, yalnızca aylık gelir-gider dengesinin bozulduğunu anlatmıyor, kanaatim onun daha fazla bir şey olduğu…

“Geçinemiyoruz”, toplumun geniş kesimlerinin paylaştığı gündelik hayat pratiklerini, ortak sıkıntılarını, duygusal iklimini, gelecek kaygılarını ifade ediyor. Söz, daha derinde, Türkiye toplumunun bugünü yaşama biçimine ve yarına bakma kapasitesine tasallut eden bir dizi yapısal sorunun varlığına işaret ediyor. “Geçinemiyoruz” diyenlerin sesi, etkisi mitinglere katılanları çok çok aşan bir varoluşsal sıkışmanın ifadesi aslında.

Ernst Bloch’un Umut İlkesi’nde tanımladığı gibi, insanı insan yapan şey yalnızca yaşanan ‘şimdi’ değil, ‘henüz-olmayan’a dair tasavvurumuzdur: gelecek için kurduğumuz düşler, beklentiler ve mümkün olanın ufku. Geleceğin ufku karardığında, yalnızca ekonomik yoksunluk değil, varoluşsal bir eksilme, bir umut yoksullaşması yaşanır.

İşte “Geçinemiyoruz” sözünün diyalektiği de burada yatıyor. Bu söz aynı zamanda geleceğe sahip çıkmanın bir arayışı, umut hakkının elinden alınmasına karşı bir itiraz olarak görülmelidir. 

Koray R. Yılmaz’ın yazısı