Fatih Polat: 'Öldürmeyen barış güçlendirir' 

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

“Barış mümkün olana kadar imkânsızdır.”, “Barış her zaman bir süreçtir.”, “Barış teslim olmak demek değil.”

Barışa dair bu üç önemli saptama, Demokratik Gelişim Enstitüsü (DPI) ve Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nın (DTSO) ‘Barış süreçlerinde dilin önemi ve medyanın rolü’ başlıklı toplantısında ‘Medya ve çatışma çözümü: Kuzey İrlanda örneği’ başlıklı sunumu yapan Eski BBC Belfast muhabiri Brian Rowan’a ait. 

Rowan’ın barışa dair aforizmalar olarak çerçevelenebilecek vurgularına Türkiye deneyimi açısından bir ek yapmak anlamlı olabilir.

Friedrich Nietzsche, acı çektiğimiz halde hâlâ hayattaysak, çektiğimiz acıların bizi güçlendireceğine dikkat çekmek üzere, “Beni öldürmeyen şey, beni güçlendirir” demişti. Kürt meselesi bağlamında Osmanlı döneminden bu yana bu topraklarda değişen aralıklarla yaşanmış olan 200 yıllık çatışmalı sürecin ardından Öcalan’ın tek taraflı ateşkes ve barış çağrıları bağlamında 1993’ü bir başlangıç noktası kabul edersek, 32 yıllık bir süreç küçümsenemeyecek bir zamana işaret ediyor.

Tüm bu süreçte yaşanmış olan acıları dikkate alarak, en azından yaşamaya devam edenler açısından, Nietzsche’nin sözünden uyarlayarak “Öldürmeyen barış güçlendirir” diye düşünmek de mümkün.

Belki fazlasıyla trajik gibi okunabilir ama durumumuz da budur. Gerisi Rowan’ın dediği gibi, gerçekleşene kadar imkansız gibi görünen barışın bir süreç olduğu ve bu uğurda atılan adımların teslim olmak anlamına gelmediği gerçeğinde gizli. Ama elbette egemen olan tarafın, karşısındaki barış talebini bir teslimiyet dayatması ve fırsatına indirgememesi koşuluyla…

Fatih Polat’ın yazısı